James Webb’ten Müthiş Bir Görsel Şölen Daha

James Webbten Muthis Bir Gorsel Solen Daha
James Webbten Muthis Bir Gorsel Solen Daha - Name: Eagle Nebula, Messier 16 Distance: 6500 light years Constellation: Serpens Cauda Category: MIRI Nebulae Ref: ESA/Webb

Burası eski mezarların hayaletli manzarası değil. Üzerlerinde sisli bir örtü olan bu parmaklar da uzanmıyor. Betimlenecek o kadar çok şey var ki. Anca bu sütunlar, gaz ve toz bulutu içinde yüzyıllar boyunca yavaş yavaş oluşan yıldızları “örtüyor”. NASA/ESA/CSA James Webb Uzay Teleskobu tarafından orta kızılötesi ışıkta çekilen bu tedirgin edici, inanılmaz tozlu Yaratılış Sütunları görüntüsü, bize iyi bilinen bir alana yeni bir bakış açısı kazandırıyor.

Webb’in Orta Kızılötesi Enstrümanı’nın (MIRI) orta kızılötesi ışık görüntüsü neden bu kadar kasvetli, unutulmaz bir atmosfere sahip? Bölge astral tozla kaplı. Orta-kızılötesi ışık tozun yerini ortaya çıkarmada mükemmel olsa da, yıldızlar bu dalga boylarında görülebilecek kadar parlak değildir. Bunun yerine, bu devasa, kurşuni renkli gaz ve toz sütunlarının içindeki hareketlilik kenarlarında parıldıyor.

Bu bölgede on binlerce yıldız oluşmuştur. Bu nesnenin Webb tarafından çekilen en son Yakın Kızılötesi Kamera (NIRCam) fotoğrafı incelendiğinde bu durum ortaya çıkmaktadır. Yıldızların büyük çoğunluğu MIRI’nin perspektifinden görünmüyor. Neden mi? Yeni doğmuş birçok yıldızın etrafında artık orta kızılötesi ışıkta görülebilmeleri için yeterli toz yok. Bu nedenle MIRI yalnızca henüz tozlu “pelerinlerini” atmamış olan genç yıldızları tespit edebilir. Bunlar sütunların kenarları boyunca görülebilen kırmızı kürelerdir. Bunun aksine, sahnenin her tarafına dağılmış olan mavi yıldızlar yaşlanmakta olup, bu da gaz ve toz örtülerini büyük ölçüde attıkları anlamına gelmektedir.

Orta kızılötesi ışık, gaz ve parçacıkları keskin bir şekilde aydınlatmada üstündür. Bu da arka planda açıkça görülüyor. En koyu griler tozun en yoğun olduğu yerlerdir. Toz, kanatları açılmış bir baykuş gibi tekinsiz bir V’yi andıran üstteki kırmızı alanda dağınık ve daha soğuktur. Samanyolu diskinin en yoğun bölgesindeki yıldızlararası ortam, uzaktaki ışığın geçemeyeceği kadar gaz ve tozla şişirilmiştir, dolayısıyla arka plandaki galaksiler görünmez.

En üstteki sütunu, alt kenarından bir süpürge sopası gibi çıkan parlak kırmızı yıldıza gelene kadar takip edin. Bu yıldız ve toz bulutu güneş sistemimizin toplamından daha büyüktür.

NASA/ESA Hubble Uzay Teleskobu bu görüntüyü ilk olarak 1995 yılında yakalamış ve 2014 yılında da tekrar çekmiştir. Bununla birlikte, ESA’nın Herschel Teleskobu da dahil olmak üzere bir dizi diğer üst düzey gözlemevi de bu bölgeyi yakından incelemiştir. Son teknoloji ürünü her cihaz, araştırmacılara adeta yıldızlarla dolup taşan bu bölge hakkında cazip yeni bilgiler sağlıyor. Gökbilimciler her gözlemden yeni bir şey öğreniyor ve çalışmaları devam ettikçe bu yıldız oluşum bölgesini daha iyi kavrıyorlar. Araştırmacıların yıldızların nasıl oluştuğuna dair fikirleri, yeni fotoğraflanan her ışık dalga boyu ve her yeni sensörün sağladığı gaz, toz ve yıldızlar hakkında giderek daha doğru bilgilerle bilgilendiriliyor.

Gökbilimciler, daha önce hiç olmadığı kadar yüksek çözünürlükte orta kızılötesi ışık verileri sağladığı için, bu uzak bölgenin daha eksiksiz bir üç boyutlu manzarasını üretmek için yeni MIRI görüntüsünün önemli ölçüde daha doğru toz okumalarını analiz edecekler.

Yaratılış Sütunlarının bulunduğu 6500 ışık yılı uzaklıktaki devasa Kartal Bulutsusu.

Kaynak: esawebb

 

 

Benzer Reklamlar

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz