Yapay Zeka Destekli Makyaj Aynaları Tüketicileri Mağazalara Geri Döndürüyor

Yapay Zeka Destekli Makyaj Aynalari Tuketicileri Magazalara Geri Donduruyor
Yapay Zeka Destekli Makyaj Aynalari Tuketicileri Magazalara Geri Donduruyor

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, tüketicilerin internet makyaj aynalarını kullanırken kendilerini “sahte” hissetmeleri ve utanmaları daha olasıdır, bu da onların “otantik” mağaza içi deneyimini istemelerine neden olmaktadır.

Bayes Business School tarafından ortaklaşa kaleme alınan ve 2018-2022 yılları arasında yürütülen çalışmada, artırılmış gerçeklik (AR) makyaj teknolojisi kullanılırken tüketici deneyiminin psikolojik ve sosyolojik yönleri incelendi. Özellikle dijital makyaj aynalarının insanların yaratıcı yeteneklerine ve benlik duygusuna yaptığı katkıya odaklandı.

Yazarlar, insanların “gerçek” bir aynaya bakarken makyaj yaparken kendilerini rahat hissedebildiklerini, ancak dijital bir kozmetik ayna kullanırken bunun tam tersinin geçerli olduğunu keşfetmişlerdir.

Müşteriler, Charlotte Tilbury, L’Oréal ve Amazon gibi şirketler tarafından pazarlanan dijital aynaları kullanmanın, kendilerini en sevdikleri ünlü olarak veya geçmişte nasıl görüneceklerini görselleştirme yeteneklerini geliştirdiğini keşfetti.

Ancak AR aynaları, “gerçek” güzellik alışverişi deneyimiyle karşılaştırıldığında, güçlü bir öz-gerçeklik hissini daha da kötüleştirdi.

Bu, aşağıdaki gibi bir dizi nedenden kaynaklanmaktadır:

  • Kendimizi bilgisayarlı bir kozmetik aynasıyla karşılaştırmak bir “korku” hissi yaratırken, bir mağazada makyaj yapmayı denemek bir tatmin duygusu yaratır.
  • Dijital kozmetik aynaları insanların kendilerini utanmış hissetmelerine neden olarak sosyal onay arayışlarında dijital içerik paylaşma isteklerini azaltıyor.
  • Makyajın duygusal doğasını dijital bir güzellik aynasıyla yeniden üretmek zordur; gerçek mağaza içi makyaj satın alımı bir kendini yansıtma yolculuğu olarak görülür.
  • İnsanlar arkadaşlarının, idollerinin veya diğer influencer’ların kolektif çevrimiçi gözlemlerine dayanarak nasıl görünmeleri “gerektiğine” dair idealize edilmiş bir fikre sahipler. İnsanların bu vekil-benlik arayışı, dijital makyaj aynası tarafından engelleniyor.

Tüketicilerin çevrimiçi makyaj aynalarını kullanma motivasyonu ilk olarak bu kendine özgülük hissi nedeniyle azalmaktadır. Bununla birlikte, müşteriler satın alma deneyimlerini “tamamlamak” ve “keyfini çıkarmak” için makyaj mağazasında fiziksel olarak bulunmayı tercih etmektedir. Bu uygulama ve aygıtları kullanarak yeni hallerinin fotoğrafını sosyal medyaya gönderebilirler, ancak sosyal ağlarını utandırmaktan korkarlar. Bu nedenle tüketiciler, makyajlarını test etmek için bir AR makyaj aynası kullanmak yerine, cilt tipi veya yüz şekli gibi görünümü kendilerine benzeyen bir makyaj etkileyicisi seçmeyi ve onun tavsiyelerine uymayı tercih ediyor.

Çalışmanın dijital kozmetik aynası kullanıcıları, AR’nin, özellikle de birinci sınıf makyaj markalarının, cilde renk uygularken insan cildini, etnik kökenini veya duygularını anlamadığından veya bunlara saygı duymadığından şikayet etti. AR kozmetik aynalarını kullanırken, bireyler ayrıca nasıl göründükleri konusunda “utanç verici bir şaşkınlık” ifade ettiler.

Örneğin, yüzlerinde AR renkleri belirdiğinde başlangıçta şaşkın görünmelerine rağmen, kısa süre sonra AR görünümlerinden utanmaya başladılar ve AR fotoğraflarını internette yayınlamak bir yana, yakın aile ve arkadaşlarıyla “özel olarak” bile paylaşmadılar.

Bir katılımcı, “Bu benim yüzüm, sanırım. Onu arzuluyorum. Onu hissetmeye ihtiyacım var. Gerçek kozmetik ürünlerini denemek istiyorum. Tutarlılığı kontrol etmek istiyorum çünkü makyaj için yüzüme ne süreceğimi seçerken herhangi bir sanal ya da artırılmış bilgiye güvenemem.”

Araştırmanın eş yazarı Khaled El-Shamandi Ahmed, yöneticilerin ve yaratıcı işletmelerin deneyim konusunda müşterilerden “ayrı bir evren” olduğunu ve ilerleme kaydedilecekse tüketicilerin ortak yaratıcılar olarak dahil edilmesi gerektiğini iddia etti.

En son perakende satış rakamları, 2019’da COVID öncesi karşılaştırma dönemine göre %14’lük bir düşüşe işaret ediyor; yine de çevrimiçi artırılmış gerçeklik kozmetik uygulamalarının müşterileri 25 Kasım’daki Kara Cuma öncesinde makyaj mağazalarını ziyaret etmeye ve “gerçek” bir makyaj satın alma deneyimi yaşamaya teşvik edebileceğini belirtti.

Ahmed’e göre dijital kozmetik aynalar “benliği genişletmiyor; tam tersine, aşağılanma ve utanca yol açabilecek gerçek olmayan bir benlik duygusu yaratıyor. Bu durum, araştırmanın artırılmış gerçekliğin müşterilerin alışveriş yapma şeklini tamamen değiştireceği iddialarına rağmen geçerlidir. İdeal makyaj malzemesini bulmak, araştırmaya katılanlar tarafından “duygusal bir süreç” ve “bir yolculuk” olarak tanımlanmıştır. Bu çalışma, teknolojinin hizmet sektörü için hem olumlu ve ileri görüşlü bir araç olabileceğini hem de tüketici üzerinde zararlı ve yıkıcı bir etkiye sahip olabileceğini göstermektedir.

Teknoloji şirketleri ve tüketiciler dijital hizmetlerin nasıl olması gerektiğine dair çok farklı beklenti ve algılara sahip olduğundan, müşteri deneyimi yöneticilerine eğlence faktörü ile gerçeklik arasında bir denge kurma görevi düşmektedir.

Kaynak: techxplore.com/news

Benzer Reklamlar

İlk yorum yapan olun

Yorumunuz