Bir samuray sessiz bir bambu bahçesinde ölü bulundu. Suçun bilinen tek tanıkları, meydana gelen olayın kendi versiyonlarını tek tek anlatıyor.
Ama her biri hikayelerini anlatırken her ifadenin makul ancak farklı olduğu ortaya çıkıyor. Her tanık kendini anlattığı hikayenin içine sokuyor. Yazımızda “Rashomon Etkisi Nedir” konusuna değinmek istiyoruz.
Bu durum, Japon yazar Ryūnosuke Akutagawa tarafından 1920′lerin başında yayınlanan kısa bir hikaye olan “In a Grove”un temel dayanağı.
Gerçi çoğu kişi bu çatışan bakış açılarını farklı bir isimle biliyor: “Rashomon.” 1950′de Japon film yapımcısı Akira Kurosawa Akutagawa’nın iki hikayesini tek bir filmde beyaz perdeye uyarladı. Bu film, dünyayı hakikat, adalet ve insan hafızası anlayışımızı dönüştüren kalıcı bir kültürel metaforla tanıştırdı.
In a Grove Eserini Tanıyalım
In a Grove (藪の中, Yabu no naka), In a Bamboo Grove olarak da tercüme edilir, Ryūnosuke Akutagawa tarafından ilk kez 1922’de yayınlanan bir Japon kısa öyküsüdür. 2014 yılında The Telegraph tarafından “tüm zamanların en iyi 10 Asya romanı” arasında gösterildi. Bir Grove’da birkaç kez uyarlanmıştır, özellikle de ödüllü 1950 filmi Rashōmon için Akira Kurosawa tarafından.
Hikaye, cesedi Kyoto yakınlarındaki bir bambu ormanında bulunan genç samuray Kanazawa no Takehiro’nun vahşice ölümü üzerine odaklanıyor. Önceki olaylar, önce yoldan geçenler, yardımcı bir polis memuru ve bir akraba, ardından üç ana kahraman – samuray, karısı Masago ve haydut Tajōmaru – tarafından bir dizi tanıklıkta ortaya çıkıyor, ancak gerçekler nedeniyle gizli kalıyor.
Yazımıza dönesek;
Rashomon Etkisi Ayrıntıları İle
Rashomon etkisi, bireylerin aynı olayın önemli ölçüde farklı ama eşit derecede akla yatkın anlatıldığı bir durumu açıklar.
Genellikle görgü tanıklarının güvenilmezliğini vurgulamak için kullanılan Rashomon etkisi çoğu zaman iki özel koşulda ortaya çıkar.
Birincisi, gerçekte ne olduğunu doğrulayacak hiçbir kanıt bulunmaz. İkincisi, genellikle kesin gerçeği tanımlamaya çalışan bir otorite figürü tarafından sağlanan sonuca ulaşmak için baskı olur.
Ama Rashomon etkisi tekil, nesnel bir gerçek fikrini baltalıyor.
Kaynak materyalde, Akutagawa ve Kurosawa her karakterin ifadesine eşit ağırlık vermek için kendi alanlarının araçlarını kullanır ve her tanığı güvenilmez bir anlatıcıya dönüştürür. En doğru anlatıyı kimin aktardığına dair herhangi bir ipucu olmadan izleyiciler hangi karaktere güveneceklerini bilemez.
Bunun yerine, her ifade doğru bir nitelik alır ve izleyiciler samurayın hayatını kimin sonlandırdığını tahmin ederken doğru bildiklerinden şüphe eder. Bazı izleyiciler bunu sinir bozucu bulabilir. Çünkü olay dizimi gizemlerin genelde nasıl sona erdiği beklentilerini altüst eder.
Ancak bu iki sanatçı net bir cevap vermeyi reddederek gerçeğin ve insan hafızasının dağınıklığını ve karmaşıklığını yakalıyor.
Nörobilimciler, bir anı oluşturduğumuzda görsel bilgileri yorumlamamızın önceki deneyimlerimizden ve önyargılarımızdan etkilendiğini bulmuşlar.
Bu önyargıların bazıları bireylere özgüyken diğerleri daha evrensel. Örneğin, benmerkezci önyargı insanları bilinçaltında anılarını eylemlerine olumlu bir ışık tutacak şekilde yeniden şekillendirmeleri yönünde etkileyebilir. Bir anıyı doğru bir şekilde kodlayabilsek bile,
geri çağırmak anıyı değiştiren yeni bilgiler içerir.
Daha sonra bu olayı hatırladığımız zaman, genellikle orijinal deneyim yerine ayrıntılarla bezenmiş anıyı hatırlarız.
Bu altında yatan psikolojik olaylar, Rashomon etkisinin her yerde ortaya çıkabileceği anlamına gelir. Biyolojide, aynı veri setinden başlayıp aynı analitik yöntemleri uygulayan bilim adamları, sıklıkla farklı sonuçlar yayınlar.
Antropologlar, kişisel geçmişlerin bir uzmanın algısı üzerindeki etkisiyle düzenli olarak uğraşır. Ünlü bir vakada, iki antropolog Meksika’nın Tepoztlan köyünü ziyaret etti. İlk araştırmacı kasabadaki yaşamı mutlu ve memnun olarak tanımlarken ikincisi sakinleri paranoyak ve hoşnutsuz olarak kaydetti.
Uzmanlar bir yana, Rashomon etkisi genel halkı da etkileyebilir, özellikle de karmaşık dünya olayları algısı söz konusu olduğunda.
Örneğin, ABD ile Arap devletlerinden liderler arasında 2015′te yapılan güvenlik zirvesinin ardından, zirveyle ilgili yayınlanan haberler aşırı derece farklılık gösteriyordu.
Bazıları sorunsuz gittiğini belirtirken diğerleri tam bir başarısızlık dedi. Neden çatışan algılara sahip olduğumuza kafayı takmak cazip geliyor.
Ama belki de Rashomon etkisinin önümüze getirdiği en önemli soru şudur: Gerçek nedir ki? “Nesnel bir gerçeğin” var olmadığı durumlar var mı? Aynı olayın farklı yorumları bize zaman, yer ve ilgili kişiler hakkında ne söyleyebilir? Hepimiz farklı bilgi, geçmiş ve önyargılarla değerlendirme yapıyorsak grup kararlarını nasıl verebiliriz?
Birçok soru gibi bunların da kesin bir cevabı yok. Ancak Akutagawa’nın hikayesinin kalıcı önemi, belirsizliği olduğu gibi kabul etmenin bir değeri olabileceğini gösteriyor.
Kaynak: TED-ed
Çeviri: Emre İncel
Gözden geçirme: Gözde Alpçetin

