Saat 9’u 5 Geçmemeli İdi

Saat u Gecememeli Idi
Saat 9'u 5 Gecememeli Idi
Abone Ol  


9 Kasım günü bütün gün çalışmış geleceğe dair plan yapmıştım. Öğrencilerim ve velilerim ile iletişim kurmuş yazılar yazmıştım. Yarının 10 Kasım olduğunu bilerek küçücük odamda onun için neler yapabilirim diye düşünmüştüm. Saçma idi. Onun benden beklentisi olamazdı ki. Ama ben öyle hissediyordum. Bir şeyler yapmalı en azından bir resim ya da bir sözünü paylaşmalı idim. Bu blog işlerini de sevmeye başlamıştım. Binlerce kilometre uzakta yüzünü bile görmediğim insanların başarı hikayelerinin peşinden koşar olmuştum. Gece saat 23 suları idi. Yorulmuştum da. Ama mutlaka bir şeyler yapmalıydım. Gazetenin birinde bir Türk doktorunun başarı hikayesini görmüştüm. Tıpkı Yasemin Özkan Aydın gibi. Evet Google’ın 1,5 milyon kez yazısını gösterdiği Yasemin Özkan Aydın bize ivme olmuş, sitemizin marş motoru olmuş, bizleri bu harika mühendis harekete geçirmişti.

Bu yazıdan bir önceki yazımda Ali Ekrem Adıyaman ile ilgili idi. Hani iki cümle önce bahsettiğim yurt dışı tarafından fonlanan çok önemli bir başarıya imza atan Türk Doktoru ile ilgili idi. Eşimin bu yazı üzerine bana söylediği şu idi. “Sen aslında Atatürk için bir şeyler paylaşmalısın, yarın 10 Kasım diğer yazıları bırak” kurduğu cümle ile haklı idi. Gece 01’de yatıp sabah 06’da ayaktaydım. Hayatımın hiç bir döneminde yoğun geçen bir günün ardından bu kadar seri kalkmamıştım. Gece yatarken kafamda sabah yazacağım yazının ana hatlarını da kurgulayarak yattım.

İzmir Kemeraltı’nda babasından harçlık almadan su satan 1924 doğumlu bir Kurmay Albay’ın yeğeni idim. Yine babasından izin almadan askeri okula gitmiş, sınavlarına girmiş, başarılı olmasının ardından askerlik hayatı sonrası benim fikir babalarımdan biri olmuştu. Yanağı İzmir Orduevi karşısında Atatürk tarafından okşanmış, kendisine yine Atatürk tarafından “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye sorulmuştu. Kendisi de “Asker Olmak İstiyorum” diyen bir çocuktu. Atatürk ona “Çok çalışman gerektiğini biliyor musun?” diye sormuştu. O da “Evet Paşam biliyorum” demişti. Bu kısa konuşmayı arada sırada bana anlatır dururdu.

Yazımızın kapağı onun bana bırakmış olduğu harika eser Nutuk’un içine yazılmış bir yazıdan oluşuyor. Hikayeler çeşit çeşittir. Onun hakkında yazılmış binlerce eser vardır. Asıl olan sabahın köründe beni ayağa kaldıran, onun benden beklentisi değil, benim gençler için yapmam gerekenlerden oluşmalıydı. Hiç bir lider bu kadar net hayatımıza  girmedi.

Evet Nutuk kitabının içinde kapağın arkasında yazılanlar şöyle idi. İki ciltten oluştuğu için kitaplar ifadesini kullanmıştı.

” Sevgili Yeğenim Hasan Ongan, Bu kitaplarda tamamen yok edilmek istenen Türk Milletinin sıfırdan başlayan mücadelesi ile parçalanmış vatanın nasıl kurtarıldığını, milli inancın fizik gücünü nasıl yıktığını ve T.C. Devletinin kuruluşu için milletçe yapılan fedekarlıkların tarihini bulacaksın. Bu inceleme sana Atatürk İlkelerinin kaynağının ne kadar güçlü ve özlü olduğunu gösterecektir.

Şunu çok iyi bil ki Atatürk İlkelerine karşı olmak, inkar etmek milli değerlerimize ihanettir

En içten başarı dileklerimle

İzmir , 15 Eylül 1988

Cemalettin Korkut”

Evet yukarıda  bana hediye edilmiş olan Nutuk kitabını teslim aldığımda ODTÜ’de okumakta olan bir fizik öğrencisi idim. Artık mühendislik geçmişi üzerine dünyanın en güzel işini yapıyorum. Ben bir öğretmenin. Yüzünü bile görmediğim yüzlerce öğrencim oldu. Yine yüzünü bile görmediğim nice başarılı Türk Kadınlarının başarı hikayelerinin peşinden koşar oldum.

Artık rahatım. Çünkü yazımı 09:05 öncesi servi edebileceğim. Huzurluyum. O benden bu yazıyı bekliyordu. Onun enerjisi beni yakıyor, milyonları yakıyor. Yakmaya devam edecek biliyorum. Biz de Nazım’ın dediği gibi yüzünü bile görmediğimiz insanlar için çalışmaya devam edeceğiz. Etmek zorundayız. Bu yarışta biz de varız. Olacağız. Olmak zorundayız.

Yasemin Özkan Aydın, Ali Ekrem Adıyaman onun kurduğu Cumhuriyetin meyveleri. Bu yüce çınar köklenecek. Bundan benim hiç şüphem yok. Bir düşünürün ve aynı zamanda Atatürk’ün cümlelerinde hep şu vardır.

“Endişe etmek enerjisi sızıntısıdır”

Son sözlerim olarak;

Sevgili Atam;

Sana olan borcumu bugün yetiştirebildim. Umarım beğenmişsindir. Benden beklentin yok biliyorum. Ancak ben bir Fizik Öğretmeniyim. Dayımdan ve senden aldıklarımdan dolayı huzurluyum. Çalışmaya söz veriyorum. Öğrencilerimin ve gençler için bu köşede kalmaya devam edeceğim. Sana söz veriyorum. İyi ki hayatımızdan geçmişsin. Ne mutlu bize ve Ne Mutlu Türküm Diyene”

Ben yazımı yetiştirdim.

Sağlıcakla kalın.

07:21 10 Kasım 2021

 

 

 

 

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*