Kütleçekim dalgaları tespiti, evrenin derinliklerine dair bilgilerimizi genişletirken, bilim insanlarını ilksel kara delikler gibi gizemli kozmik fenomenlere de yöneltti.
Kara deliklerin Büyük Patlama sırasında oluşumu evrenin çok erken dönemlerinde, yoğun enerji ve madde bölgelerinde meydana gelmiş olabilir. Bu tür kara deliklere “ilksel kara delikler” denir. Bu kara delikler, günümüzde hala evrende var olabilecek Büyük Patlama’dan kalan kozmik kalıntılardır.
Henüz hiçbir ilksel kara delik bulunamamıştır. Eğer var iseler, evrendeki “karanlık maddenin” ya da galaksilerin ve diğer nesnelerin kütleçekimi dinamiklerini etkileyen ancak elektromanyetizma yoluyla geleneksel maddeyle etkileşime girmeyen maddenin bir kısmı için bir açıklama sağlayabilirler.
Ancak ilksel kara delikleri bulmak için sınırlı da olsa yeni bir yönteme sahip olabiliriz: Kütleçekim Dalgaları
İlk kez 2015 yılında LIGO kütleçekimsel dalga gözlemevi tarafından görülen kütleçekim dalgaları, çoğunlukla nötron yıldızları ve yıldız kütleli kara delikler gibi büyük nesnelerin çarpışması olaylarından kaynaklanan uzay-zamandaki “dalgalanmalardır”. 2015 yılından bu yana yaklaşık 90 kütleçekim dalga kaynağı LIGO-Virgo-KAGRA (LKV) programı tarafından doğrulanmıştır.
Kütleçekim ve kütleçekim dalgaları hakkında daha fazla bilgi için linkteki haberimizi inceleyebilirsiniz: https://fizikhaber.com/2024/08/kutlecekim-dalgalari-ve-buyuk-patlamanin-gizemleri/
Harvard Üniversitesi’nde bilim insanı Avi Loeb, yakın bir zamanda yayınlanan bir araştırmada LKV dedektörlerinin ilksel kara deliklerin ya da ışık hızına yakın hızlarda hareket eden nesnelerin izini tespit edip edemeyeceğini sorguluyor.
Loeb’in Ağustos ayındaki Medium gönderisinde, bu zamana kadar tespit edilen tüm kütleçekimsel dalga kaynakları yıldız kütleli astrofiziksel nesnelerin (kara delikler veya nötron yıldızları gibi) kozmolojik mesafelerde birleşmelerini içerdiğini; ancak başka potansiyel kaynaklarının da var olabileceğine dikkat çekiyor.
LIGO’dan Dünya’nın yarıçapına eşit bir mesafede neredeyse ışık hızında hareket eden göreceli bir nesne düşünün. Loeb’e göre, böyle bir nesne yaklaştıkça kütleçekimsel bir sinyal üretecek ve bu sinyal büyük ölçüde kütlesine ve hızına bağlı olacaktır.
Dünya’nın çapının yarısı mesafesinde, 100 megaton kütleye sahip (kabaca birkaç yüz metre çapında küçük bir asteroitin kütlesi) ve ışık hızına yakın hızlardaki nesneleri LKV’nin dedektörleri inceleyebilir. Bu demek oluyor ki, 2015’ten bu zamana kadar LKV dedektörleri bu kütlede bir cismin Dünya’nın içinden ya da yüzeyinin çok yakınından belirtilen hızlarda geçseydi fark edebilirdi.
Doğal olarak bu büyüklükteki bir asteroidin ışık hızına yakın bir hızda Dünya’ya çarpması halinde yaratacağı yıkıcı etkinin tamamen farkında olurduk. Çapları bir atom kadar ya da daha küçük olabildiği düşünülen ilksel kara delikler gibi nesnelerin kimsenin haberi olmadan Dünya’nın içinden ya da yakınından geçebileceği gerçeği nedeniyle bu durum oldukça enteresandır.
LKV dedektörleri böyle herhangi bir cisim tespit etmemiştir. Dedektörlerin sınırlı tespit gücünden dolayı bu sonuç olasıdır. Ancak önümüzdeki on yıl içinde fırlatılması planlanan ESA’nın LISA dedektörü gibi gelecekteki kütleçekim dalga dedektörleri daha güçlü bir hale getirilerek gözlem kabiliyetimizi arttıracaktır.
Bizi bilinmeyenlerin sınırlarına, evrenin derinliklerine yol aldıran bilimsel çalışmaların gücü hiç eksilmesin!
Haberin Kaynağı: universetoday.com/168320/gravitational-wave-observatories-could-detect-primordial-black-holes-speeding-through-the-solar-system/
Haberi Derleyen: Yaren Doruk

