Kafatasının içinde bulunan beyin dediğimiz tuhaf bilgisayara benzeyen organımız dünyada yolumuzu bulurken yararlandığımız algısal düzeneğin, kararlarımızı oluşturan ya da hayal gücümüze kaynak olan maddenin ta kendisidir. Etrafımızda olup biten her şey, iletişim halindeki milyarlarca nörondan oluşan bu iç kozmosda gerçeklik kazanır ve anlam bulur. Bu şekilde algılarımız oluşur. Bildiğimiz tüm canlılara nazaran bu aşırı gelişmiş ve karmaşık bilişsel yapımız, içinde hala çözülmemiş birçok sır barındırır. Bu sırları çözmek içimizdeki evreni anlamanın yanı sıra içinde yaşadığımız evreni anlamak için de oldukça önemli.
Nasıl Karar Veririz?
Algılarımız bir şekilde kararlarımızı etkiliyor ve bizler farklı durumlarda farklı kararlar verebiliyoruz. Bilinçli değerlendirmeler sonunda ilkel dürtüsel sistemimizin üstüne çıkarak “akıllıca” işler yapabiliyoruz. Yaşadığımız dünyaya uyum sağlamaktansa artık onu kendimize göre şekillendirmemiz de bunun sayesindedir (Bunun ne kadar “akıllıca” olduğu da size kalmış).
Karar verme mekanizmamız birçok değişkene bağlı karmaşık bir sistem. Dolayısıyla insan davranışları da aynı şekilde karmaşıklaşan ve aydınlatılması gereken bir alan haline geliyor. Bu sefer davranışlarımızı ve altında yatan bilişsel ve nöral süreçleri anlayama çalışacağız.
Gün içinde farkında olarak ya da olmadan binlerce karar veririz. Bir sonraki hareketimizi, karar parlamentosunda savaşan binlerce nöron bizim için değerlendirip belirliyor. Örneğin dolabınızı açtınız ve yeşil gömleği mi yoksa yeşil tişörtü mü giymeniz gerektiğine karar vermeniz gerekiyor. Bu sırada beyinizde savaş başlamış oldu. Bir gurup nöron neden gömlek olması gerektiğini savunurken başka gurup da tişört için ikna sürecine başlamış olacak. Başka bir gurup belki dışarı hiç çıkmamanız gerektiğini söylerken belki bir diğer gurup o sırada üçüncü bir seçeneği önünüze getirmek üzere olacaktır. Sonunda bir taraf galip gelecek ve örneğin gömleği giymeyi seçeceksiniz. Artık ütü konusunda bir karar vermeniz gerekiyor. Dışarıdan sizi gözlemleyen birisi dolabı açıp gömleği aldığınızı ve ütü masasına doğru harekete geçtiğinizi görse de içeride binlerce değerlendirmenin sonucu olan kararların dizisini izlemiş oldu.
Beyin bu süreçte yalnız değildir. Yukarıda her şeyi tek başına yönetiyor gibi dursa da çevremiz ve fizyolojimiz de olayın direkt içindedir. Havanın sıcaklığı, açlığınız, hormonel durumunuz, kolunuzdaki bir şişlik, duvarda asılı duran bir resmin sizde yarattığı duygusal durum gibi hepsini sayamayacağımız durumlar karar üzerinde etkilidir. Beynimiz sürekli olarak vücudumuzdan gelen sinyalleri okur. Bu sayede hem kendimizin farkında oluruz hem de çevremizin.
Tüm bu durumlar binlerce farklı temsille değerlendirilip bir karar çıktısı olarak sunulacaktır
Dün Farklı Mıydık?
İnsan beyni milyarlarca yıllık evrim sürecinin ince ince işlediği mükemmel bir çıktıdır. Diğer canlılar yaşadığı ortama adapte olmuş bir şekilde doğarken, insan türleri yaşadığı vahşi doğaya karşın kısmen çıplak olarak doğdu. Zaman içinde birçok insan türü var olsa da geriye sadece tek tür olarak bizler kaldık. Bu süreçte sıcak ve güvenli evlerimiz olmadığından bir şekilde hayatta kalmamız gerekti bunu fazlasıyla gelişmiş zekâ düzeyine sahip beyinlerimize borçluyuz. Yaratıcı olmamız, sınırlarımızı aşmamız ve sosyal ilişkiler kurmamız şarttı. Sürekli olarak hareket halindeydik ve sonuçta savunmasız olduğumuz dünyaya karşı bir araya gelerek medeniyetlerimizi kurduk. Beynimiz ve fizyolojimiz bu süreçler boyunca bizi hayatta tutabilmek adına evrimleşti. Fakat son birkaç yüzyıldır kendimiz için kurduğumuz dünya, doğal yaşamımızdan fazlasıyla uzak ve hayatta kalmak için oradan oraya koşturmamız gerekmiyor. “Modern” dünyanın “modern insanları” olarak ilk insan atalarımız gibi yaşamamıza gerek yok. Fakat onları hayatta tutmak için evrimleşen beynimiz hala bizimle. Artık insanlığın her imkânı olmasına rağmen hala stres, üzüntü, mutsuzluk gibi zamanında bizi hayatta tuttuğu için elenmeden bugüne kadar gelen bir çok olumsuz duygulanım yaşıyoruz. Dün olduğu gibi bugün de bu duyguları harekete geçmenin bir işareti gibi gördüğümüzde yaratıcılığımız bir şekilde devreye giriyor. Bu yaratıcılık bize felsefeyi, sanatı, bilimi, mühendisliği ve dinleri inşa ettirdi. “Avcı-toplayıcı”(toplum1.0) toplumdan “Bilgi toplumu”na (toplum4.0) yolculuğumuzu da yine beynin bu işlevine borçluyuz. İnsanlığın bundan sonra gelecek 5. Tarihsel süreci bizleri “akıllı makinelere” daha çok maruz bırakacak gibi duruyor.
Eylemlerin Algılanması ve CCN Lab
Karşımızda bizim gibi düşünen makinelere nasıl tepki vereceğimizi merak ediyoruz. Bu makineler sadece bilgisayar ara yüzleri de olabilir bizim gibi hareket eden robotlar da. Bugün bile sadece metin yoluyla iletişime geçtiğimiz yapay zekalara karşı nasıl tepki vereceğimizden emin olamıyoruz. Görsel algılarımız ve altında yatan bilişsel süreçlerin aydınlatılması için yapılan çalışmalar, insan davranışlarının anlaşılmasında önemli bir yere sahip. Bu sayede tepkilerimizin arka planında neler olup bittiğini anlayabiliriz.
Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Yardımcı Doçent Burcu Ayşen Ülgen ülkemizde bu alanda çalışmalar yapan isimlerden.
Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinde tamamlayan ve yüksek lisansını ODTÜ Bilişsel Bilimler ’de yapan hocamız, doktora derecesini Kaliforniya Üniversitesi, San Diego’da Bilişsel Bilimler alanında aldı. İtalya’daki Parma Üniversitesi Nörobilim Bölümü’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı.
2018de UMRAM (Ulusal Manyetik Rezonans Araştırma Merkezi) bünyesinde kurduğu CCN (Cognitive Computational Neuroscience) laboratuvarında, ekibiyle birlikte çevremizi nasıl algıladığımızı anlamaya çalışıyor.
Burcu Hoca, evreni anlamak için önce onu nasıl kavradığımızı anlamamız gerektiğini söylüyor. CCN Lab ekibi, genel anlamda görsel algılarımızın ve bilişin altında yatan nöral ve hesaplamalı mekanizmaları, davranış deneyleri kullanarak araştırıyorlar.
“Spesifik olarak, biyolojik hareketin ve diğer bireylerin eylemlerinin (insanlar ve robotlar dahil) görsel olarak işlenmesiyle uğraşıyoruz.”
Kaynak:
- Beyin, David Eagleman
- İnsanın Fabrika Ayarları, Sinan Canan
- Toplum5.0 , wikipedia.org

