Close Menu
  • ANA SAYFA
    • Künye ve İletişim
    • Gizlilik Sözleşmesi
    • Hakkımızda
  • GENEL
    • Güncel
    • Tüm Haberler
    • Son Dakika
  • BİLİM
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Matematik
    • Astronomi
    • Çevre ve İklim
    • Tıp
  • TEKNOLOJİ
    • Bilişim
    • Savunma Sanayi
  • YAŞAM
    • Eğitim
    • Sağlık
  • Bizde Yer Alın

Güncel Kalın

Fizik dünyasındaki en son gelişmeleri, bilimsel analizleri ve teknoloji haberlerini kaçırmamak için e-bültenimize abone olun.

Facebook X (Twitter) Instagram
Gündem
  • Serbest Elektron Lazeri En Kısa X-Işını Atımlarını Üretti
  • Yeni Süperiyonik Buz Fazı İlk Kez Gözlemlendi
  • Alzheimer’da Hafıza Tek Protein Artışı ile Getirildi
  • Ses Titreşimlerinde (Fononlar) Kuantum Sıçramaları Gözlemlendi
  • Lazer-Plazma Serbest Elektron Lazerinde Verim
  • Nükleer Saatler Toryum-229 İzotopuyla Çalışıyor
  • Kahvenin Hücresel Yaşlanma Üzerindeki Etkisi Nedir?
  • Francis Halzen’e IceCube Çalışmalarıyla 2026 Fizik Nobel Ödülü
Facebook X (Twitter) Instagram
FizikHaberFizikHaber
  • ANA SAYFA
    • Künye ve İletişim
    • Gizlilik Sözleşmesi
    • Hakkımızda
  • GENEL
    • Güncel
    • Tüm Haberler
    • Son Dakika
  • BİLİM
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Matematik
    • Astronomi
    • Çevre ve İklim
    • Tıp
  • TEKNOLOJİ
    • Bilişim
    • Savunma Sanayi
  • YAŞAM
    • Eğitim
    • Sağlık
  • Bizde Yer Alın
FizikHaberFizikHaber
» Anasayfa » FizikHaber Güncel Haberler » GENEL » Bilgisayarlar Canlılığı Ayırt Edebilir mi?

Bilgisayarlar Canlılığı Ayırt Edebilir mi?

Hasan OnganHasan Ongan09/02/2025 BİLİM
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Reddit Tumblr Email
İlk elektrikli bilgisayar ENIAC
İlk elektrikli bilgisayar ENIAC
Paylaş
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

İlk bilgisayarlar II. Dünya Savaşı döneminde üretildi. Üretilen bilgisayarlar, ilk olarak savaş sebebiyle kullanıldıktan kısa bir süre sonra el hesabıyla yapımı uzun süren hesaplamaları kısaltmak için kullanıldı. Daha sonrasında gelişen teknolojiyle işlem hızı artan bilgisayarlar yetersiz gelmeye başladı ve günümüzün en hızlı bilgisayarları olan kuantum bilgisayarlar devreye girdi. Bu gelişmeler sayesinde ilkel yöntemlerle kaybettiğimiz zamandan tasarruf ettik ve çeşitli konularla ilgili sorulara, evrenin yasalarını kullanarak cevap vermeyi öğrendik. Bilgisayar sistemlerinde bitler sayesinde artan hesaplama hızımızı ve algoritmalarımızı kuantum bilgisayarlarla bir üst seviyeye çıkardık. Böylece içeriğini henüz tam olarak bilmediğimiz konular hakkında bile öngörü sahibi olabiliyoruz. Tabii ki bu öngörümüz yanlış çıkabilir, ancak sonuç hakkında bir fikir edinmemiz, doğru ya da yanlış olmasından bağımsız olarak bilim dünyası için önemli bir çıkarım olacaktır. Sonuçta bilim, doğrular üzerine değil, yanlışlanan bilgiler üzerine ilerlemektedir.

Gelelim yazımızın konusuna: Yapay zeka destekli yaşam arama algoritması. Öncelikle bilim tarihiyle ilgili bir başlık açmak istiyorum. Eğer bilimle ilgisi olmayan bir okursanız, yapılan bu çalışmaları büyülü işler olarak görebilirsiniz. Oysa bilim yapmak ile kaldırım döşemek arasında temelde hiçbir fark yoktur. İnsanlığın yaptığı her şey, birbiriyle bağlantılı bir örgüdür. Kaldırım döşemek gerekir, çünkü ayağınız çamur olur. Bilim yapmak gerekir, çünkü salgın hastalıklar ortaya çıkar. Bilimi diğer konulardan ayıran temel nokta, sonuca ulaşma sürecidir. Eğer bir okur benzer süreçlere şahitlik etmediyse, bu süreci büyülü olarak görebilir. Ancak yaşanan süreç, büyüden çok uzaktır. Unutmayınız ki bilim, sorular üzerinden ilerler. Bu algoritmanın bile temel sebebi “Evrende yalnız mıyız?” sorusudur.

Konumuza dönecek olursak, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde bir makale yayınlandı. Bu araştırmada bir grup bilim insanı, bir malzeme örneğini çeşitli işlemlere tabi tutarak algoritmaya veri sağladı ve algoritmanın, malzemenin canlı bir organizmadan gelip gelmediğini %90 oranında doğrulayabildiğini duyurdu. Buradaki çeşitli işlemleri gelecek bölümlerde açıklayacağım.

Örnekler ile Canlılık Bulmak

Bu yazının konusu, yaklaşık 50 yıl önce geliştirilen bir teknolojidir. Burada bu teknolojiyi geliştiren unsur, yapay zekadır. Bu teknoloji sayesinde yalnızca bizim yaşam formumuz değil, henüz bilmediğimiz yaşam formlarının da tespit edilebileceği öne sürülüyor. Yazının ortaklarından biri olan Carnegie Bilim Enstitüsü’nden Robert Hazen’e göre, bu teknolojiye sahip bir uyduyu Europa’nın su fışkırtan gayzerlerinin üzerinden yeterli mesafede geçirebilirsek, alınan örneklerle yapılan kimyasal analiz sayesinde Güneş Sistemi’nde başka bir yaşam olup olmadığını öğrenebiliriz.

db gcbkbilimciler jcbcpiterin uydusu europada hidrojen yocfunlucfunu cblk kez tespit ettiler
Jüpiterin uydusu Europa

Aslında bu teknoloji yeni bir teknoloji değil; yaklaşık 50 yıl önce Mars’a gönderilen Viking aracında gerçekleştirilen deneylerde bile kullanılmıştı. O deneylerde süreç şöyle ilerliyordu: Bir madde örneği ısıtılıp yakıldığında ortaya çıkan gaz ve duman, madde içerisindeki kimyasal bileşenleri açığa çıkarıyordu. Bu gazlar spektrometre kullanılarak kimyasal açıdan değerlendiriliyordu.

Peki, Viking aracı Mars’ta yaşam olup olmadığına neden kesin bir cevap verememişti? Bu sorunun iki cevabı var. Birincisi, kullanılan cihazların düşük çözünürlüğe sahip olması; ikincisi ise günümüz teknolojisinin önemli bir parçası olan yapay zekanın eksikliğiydi.

Güneş Sisteminde Yaşam Arayışı

Elimizdeki bu yeni teknolojinin Güneş Sistemimizde yaşam arayışında büyük fayda sağlayacağı düşünülüyor. Burada tabii ki ilk akla gelen yerler, yaşam ihtimalinin en olası olduğu su bulunan gezegenler; Mars, Europa ve Enceladus olacaktır. Yaşamın farklı bir biçimde gerçekleşmesi halinde bu teknolojinin geçersiz kalacağını düşünebilirsiniz. Ancak burada bilim felsefesi devreye giriyor: Elimizdeki tanımın sınırları nerede başlıyor ve nerede bitiyor? Eğer virüsü canlı olarak kabul ederseniz, canlılık tanımını daha geniş bir çerçevede ele almış olursunuz.

Bu gibi birçok konu, neyin yaşam olup olmadığı konusunda tartışmalara yol açsa da, hangi tür yaşam olursa olsun bazı temel biyolojik kuralların geçerli olması gerektiğinden teknolojimiz yine de işlevini koruyacaktır. Araştırmacılardan Cleaves, bu durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Bir yaşam formu, hayatta kalmak için çevresine uyum sağlamaya karar verirse ve bu adaptasyon, bizim normalde gözlemlediğimiz aralıkların dışında kalıyorsa, biz bunu yine de tespit edebiliriz.”

Güneş Sistemi Dışında Yaşam Arayışı

Genel olarak bakıldığında, evrenin boyutu ve içerisindeki gezegen miktarı göz önüne alındığında, yaşam formunun yalnızca Dünya’da olduğunu düşünmek biraz bencilce olabilir. Bildiğimiz yaşam için gerekli olan madde ve çevre şartlarının sadece Dünya’da bulunamayacağını düşünüyorum. Evrenin genişliği göz önüne alındığında, bizden başka bir yaşam formunun kesinlikle var olduğuna inanıyorum.

James Webb Uzay Teleskobu, bizden 124 ışık yılı uzaklıkta bulunan K2-18b isimli bir gezegen keşfetti. Bu gezegenin analizi yapıldığında, yalnızca canlı organizmalar tarafından üretildiği düşünülen ‘dimetil sülfid’ isimli bir bileşiğin izlerine rastlandı. Dünya’daki şartlara pek benzemeyen bu gezegende suyun varlığına işaret eden bulgular da mevcut. Bildiğimiz kadarıyla, bu bileşik okyanuslarda, göllerde ve diğer su kütlelerinde yaşayan, mikroskobik boyutta ve fotosentez yaparak oksijen üreten fitoplanktonlar tarafından üretilmektedir.

Bu teknolojiyi yakın gezegenlerde kullanmak, uzak gezegenlere kıyasla daha kolaydır. Ancak, algoritmadan alınan sonucun sağlıklı olmasını istiyorsak, yüksek çözünürlüklü spektrumlara sahip olmamız gerekir. Ötegezegenlerin bu konuda dezavantajlı olduğunu belirten Cleaves, durumu şu şekilde açıklıyor: “Şu anda ötegezegenlerin atmosferlerinden toplayabildiğimiz spektrumlar, bu tekniği etkili bir şekilde kullanmak için yeterli çözünürlüğe sahip değil.”

Evimizdeki Kullanım Alanları

Bu teknolojinin yalnızca dünya dışı yaşam arayışında kullanıldığını düşünebiliriz; ancak aslında Dünya’da da önemli bir yere sahiptir. Bildiğiniz üzere, yaşamın başlangıcıyla ilgili birçok farklı teori bulunmaktadır. Bu teoriler, yaşamın nerede ve ne zaman başladığı gibi çeşitli sorulara odaklanmaktadır. Bu teknolojiyi, yaşamın ne zaman başladığı sorusuna yanıt aramak için kullanabiliriz. Aslında teknoloji doğrudan bu soruya cevap vermemektedir. Ancak, elimizdeki kalıntıların canlı mı yoksa cansız bir organizmadan mı geldiğini belirleyerek, ortalama bir değer hesaplamak suretiyle yaşamın başlangıcını daha eski bir tarihe atayabiliriz.

Bilimsel Yöntem Nasıl Çalışıyor

Bu ve daha birçok bilimsel sonuç; en başta dediğim gibi insan üstü bir yöntemle değil, bilimsel yöntemler ile elde edildi. Tüm bu süreçler, standart bir şekilde neden-sonuç ilişkisini takip etmektedir. Yaşam başladı çünkü Dünya’daki koşullar ve maddeler bu süreci destekledi; uçamıyoruz çünkü Dünya’nın yer çekimi var. Aslında hayret edilip, sadece izlemek yerine kendisi düşünüp, çözümsüz sorulara cevap arayan her insan bu yöntemleri veya henüz keşfedilmemiş yöntemleri kullanarak bilime doğrudan katkı sağlayabilir.

Kapanışı çok sevdiğim bir söz ile bitirmek istiyorum; cevabı olan değil, cevabı olmayan sorular ile uğraşırsanız bilim üretebilirsiniz.

Kaynaklar:
astronomy.com/science/can-ai-find-life-in-the-universe/
penntoday.upenn.edu/news/worlds-first-general-purpose-computer-turns-75

Hazırlayan: Taha İşleyen – Sivas Cımhuriyet Üniversitesi

Paylaş. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Telegram Email
Hasan Ongan
Hasan Ongan
  • Website
  • X (Twitter)
  • LinkedIn

1968 İstanbul doğumlu olan Hasan ONGAN ilk, orta ve lise eğitimini İzmir-Karşıyaka’da tamamladı. 1993 yılında ODTÜ Fizik Bölümü ve 2013 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar özel sektörde Planlama ve Arge Departmanlarında çalıştı. Özel sektördeki en son görevi Planlama Baş Mühendisliği olan Hasan Ongan aynı zamanda Fizik ve Matematik dersleri vermeye devam etti. Özel sektörden 2009 yılında ayrıldıktan sonra çeşitli okul ve dershanelerde görev yaptı. 2012 Kasım ayından itibaren kendisine ait eğitim amaçlı web sitesini kurdu. Bu site aracılığıyla, konu anlatımlarını, soruları ve çözümlerini, öğrencilerle paylaşmaktadır. Özel ilgi alanları Üniversiteden beri devam etmekte olan Astronomi ve Astrofizik’tir. Üniversitede Amatör Astronomi Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürütmüştür. 2023'ün Kasım ayında OPS Journal adında hakemli ve akademik bir dergi de kurmuş, OPSCON konferansları düzenlemeye başlamıştır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Serbest Elektron Lazeri En Kısa X-Işını Atımlarını Üretti

24/10/2026Yazar: Dilara Sipahi

Yeni Süperiyonik Buz Fazı İlk Kez Gözlemlendi

21/10/2026Yazar: Hasan Ongan

Alzheimer’da Hafıza Tek Protein Artışı ile Getirildi

20/10/2026Yazar: Hasan Ongan
Yazarlar
  • 1 Ahmet Berkay UZ
    • Dört Ayaklı Robot Merdivene Tırmanıyor
  • 1 Asiye Sevinç
    • Etki-Tepki Dengesi Sarsılıyor mu?
  • 1 Atalay Bozdoğan
    • Malzeme Keşfinde Yapay Zeka: Foundation Modellerin Devrimi
  • Berril Kara Berril Kara
    • Evrenin İlk Yıldızları: Yeni Bulgular Kozmik Tarihi Yeniden Yazıyor
  • 1 Çağan Arda Başak
    • James Webb Evrenin Karanlık Sırrını Çözdü mü?
  • Çağrı Ceylan Çağrı Ceylan
    • Muonyum Demetiyle Einstein’ın Eşdeğerlik İlkesi Sınanacak
  • 1 canozen
    • Bir Akıllı Saati Akıllı Telefona Bağlamaya Gerek Olmadan Kullanmak Mümkün Mü?
  • 1 Çınar Güleryüz
    • Pervitin Nedir?
  • Dilara Sipahi Dilara Sipahi
    • Serbest Elektron Lazeri En Kısa X-Işını Atımlarını Üretti
  • 1 Ejder Aysun
    • 3 Cisim Problemi Sandığımız Kadar Kaotik Değil mi?
  • Elif Gül Türkmen Elif Gül Türkmen
    • Genel Görelilik Penceresinden ‘Tatooine’ Çıkmazı
  • 1 Emir Kantar
    • Küçük Kuantum Sistemleri Büyük Klasik Ağları Geride Bırakıyor
  • Emrecan Doğu Emrecan Doğu
    • Dr. Burcu Ayşen Ürgen ile Bilişsel Hesaplamalı Nörobilim
  • 1 Ennur SAYGI
    • Nükleer Reaktörlerin Gizemi Antinötrinolar ile Çözülüyor
  • Erdem Gözay Erdem Gözay
    • 2025 Nobel Fizik Ödülünü Kazanan İsim
  • 1 Mithat Erdem Doğan
    • Fizikçiler Termodinamiği Kuantum Çağı İçin Yeniden Yazdı: Isı ve İş Sınırı Netleşti
  • 1 Fatma Nida Ocak
    • Daha akıllı, daha çevreci optik kablosuz iletişim için kuantum ilkelerinden yararlanma
  • Hasan Ongan Hasan Ongan
    • Yeni Süperiyonik Buz Fazı İlk Kez Gözlemlendi
  • Yusuf Havvat Yusuf Havvat
    • Nötrinosuz Çift Beta Bozunması Ölçümlerinde Gürültü Azaltma Yaklaşımları
  • 1 incicakir
    • Binalarda 3 Boyutlu Cam Tuğlalar
  • 1 muhammedkagany
    • Türbin Motorlarında Enerji Verimliliği ve Performans
  • 1 Selin Karavul
    • Kurşun Kalemle Elektron Kaynağı
  • 1 Semih Sümer
    • Yapay Zekaya Yaratıcılığı Öğretmek Mümkün mü?
  • 1 Yaren Doruk
    • Erken Evren’de Kuark-Gluon Plazması
Bizi Takip Edin
  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • YouTube
  • Pinterest
  • LinkedIn
  • WhatsApp
Çok Okunanlar

Uzay Vakumu Öngörülenden Önce Bozulacak

02/09/2024Yazar: Hasan Ongan

Türkiye’de Etkili Rüzgarlar Hangileridir?

25/07/2021Yazar: Hasan Ongan

Tanışma soruları: Karşınızdaki kişiyi tanımak için sorulacak sorular

21/02/2024Yazar: Hasan Ongan

Dünya’nın Manyetik Kutuplarındaki Uzay Kasırgaları

07/09/2024Yazar: Hasan Ongan
Fizik Haber

HASON Yayıncılık
Adres: Adalet Mah Anadolu Cad.
Megapol Tower 41/81
Bayraklı / İzmir – Turkiye
UETS:   15623-26967-42627
Whatsapp:   +90 533 335 46 58
E-mail: fizikhaber@gmail.com

Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest YouTube WhatsApp
Editörün Seçtikleri

Tutarlı Katı Hal Kübitleri Nedir?

15/01/2024

Webb Evrenin Erken Dönemlerine Büyük Galaksi Kümeleri ile Işık Tutuyor

04/05/2023

İkinci El Cep Telefonu Tamirinde Mesleki Yeterlilik Belgesi Zorunlu Hale Getirildi

20/03/2021
Bu Ay Öne Çıkanlar

Türkiye’de Etkili Rüzgarlar Hangileridir?

25/07/2021Yazar: Hasan Ongan

Ses Titreşimlerinde (Fononlar) Kuantum Sıçramaları Gözlemlendi

16/10/2026Yazar: Hasan Ongan

Bilgisayar İlk Ne Zaman İcat Edildi?

11/12/2020Yazar: Hasan Ongan
© 2026 Fizik Haber. Tüm Hakları Saklıdır.
  • Home
  • Buy Now

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

Yorumlar Yükleniyor...