- 384 fizikçiyle yapılan bir anket, bilimsel gerçekçilik (scientific realism) konusundaki görüşleri kümeledi.
- Gerçekçilik, elektron gibi gözlemlenemeyen varlıkların insandan bağımsız var olduğunu savunur.
- Araçsalcılık (instrumentalism) ise bilimin yalnızca gözlemlenebilir olguları tanımladığını ve tahmin ettiğini öne sürer.
2023 yılında filozof Philip Goff, X sosyal medya platformunda basit görünen bir soru paylaştı: “Elektronlar var mı?” Bu soruya fizikçiler, filozoflar ve çok sayıda yorumcu yanıt verdi. Bu canlı tartışma ortamından hareketle, üç akademisyen fizikçilerin bu soruya nasıl cevap verebileceğine dair resmî bir araştırma yürüttü.
Amsterdam Vrije Universiteit’ten filozof Céline Henne, Almanya’daki HighFinesse firmasında fizikçi olan Hannah Tomczyk ve Tübingen Üniversite Hastanesi’nden veri bilimci Christoph Sperber, 384 fizikçiyle bir anket gerçekleştirdi. Bulgularını “Fizikçilerin Bilimsel Gerçekçilik Görüşleri” başlığıyla yayınlayan ekip , Physics Magazine’e bilimsel gerçekçilik ve alternatif görüşleri anlattı.
Bilimsel Gerçekçilik Nedir?
Henne’ye göre bilimsel gerçekçilik, başarılı bilimsel teorilerin dünyaya ilişkin doğru bir resim sunduğunu savunur. Bir teori elektronlar, fononlar (phonons) ve gözlemlerimizin altında yatan diğer varlıkları öne sürdüğünde, gerçekçi bu varlıkların insandan bağımsız olarak gerçekten var olduğunu kabul eder. Ayrıca bilimsel gerçekçilik, mevcut teorilerin gelecekte tamamen çürütülmek yerine iyileştirilebileceğini, genişletilebileceğini veya daha genel teoriler içinde eritilebileceğini öne sürer.
Gerçekçiliğin karşıtı olan araçsalcılık ise bilimin, temeldeki gerçekliğin birebir doğru bir açıklamasını sunmak yerine olguları tanımlama ve tahmin etme aracı olduğunu belirtir. Araçsalcılığı benimseyenler, teorilerin neyin temelde var olduğuyla ilgili bir iddia taşımadığını ya da bu iddiaların doğruluğunu bilemeyeceğimizi söyler. Onlara göre bir teori ancak gözlemlenebilir olanı doğru şekilde tanımlıyor ve tahmin ediyorsa “deneysel olarak yeterli”dir.
Gerçekçilik ve Araçsalcılık Arasında Görüşler
Henne, bazı filozofların gerçekçilik ile araçsalcılık arasında bir uzlaşı arayışında olduğunu aktarıyor. Bu görüşün iki ana varyantından ilki olan varlık gerçekçiliği (entity realism), bilimin deneylerde manipüle edebildiğimiz elektron veya atom gibi gerçek varlıklarla ilgilendiğini savunur. Ancak bu yaklaşım, bu varlıkların gerçekte ne olduğunu anlatan teorilerin doğruluğu konusunda agnostiktir. İkinci varyant olan yapısal gerçekçilik (structural realism) ise, temelde gerçek olan şeyin teorilerimizin yakaladığı matematiksel yapı olduğunu öne sürer; bu yapı genellikle teorilerdeki değişimlerden etkilenmeden varlığını sürdürür.
Tomczyk, bir gerçekçinin başarılı bir teori elektronları veya fononları zorunlu kılıyorsa bu nesnelerin gerçek olduğunu söyleyeceğini belirtiyor. Ancak fononlar ve diğer yarı parçacıkların daha az “nesne benzeri” hissettirdiğini, bu nedenle gerçeklik adayları arasında hangi varlıkların sayılması gerektiği sorusunun açık kaldığını ekliyor.
Büyük Nesnelerin Gerçekliği de Sorgulanabilir mi?
Tomczyk’e göre bilimsel gerçekçilik tartışması genellikle gözlemlenemeyen varlıkların statüsüne odaklanır. Henne ise gerçekçiler ve araçsalcılar arasında gözlemlenebilir ile gözlemlenemez arasındaki sınır konusunda tam bir uzlaşı olmadığını söylüyor. Bazı araçsalcılar çıplak gözle gözlemlenemeyen elektronlar ve hatta mikroorganizmaların varlığı konusunda agnostik kalınması gerektiğini savunur. Ancak Henne, çoğu filozofun bu sınırı keskin bir ayrım yerine bir spektrum olarak gördüğünü belirtiyor. Varoluş sorusu genellikle yalnızca karmaşık verilerden çıkarım yapılabilen yüksek düzeyde teorik varlıklar için ortaya çıkıyor.
Fizikçilerin Görüşleri Nasıl Araştırıldı?
Tomczyk, farklı felsefi görüşlerin unsurlarını yakalayan 30 ifadeden oluşan bir anket hazırladıklarını açıklıyor. Ardından katılımcıların bu ifadelere katılma veya katılmama derecelerine göre bir küme analizi gerçekleştirdiler. Ayrıca katılımcıların kümeleri ile fizik alanı, deneysel/teorik odak ve kıdem gibi değişkenler arasındaki korelasyonlar incelendi.
Henne, kendisinin bakış açılı gerçekçilik (perspectival realism) olarak bilinen kümeye ait olduğunu söylüyor: Bilim, dünyanın nasıl işlediğine dair gerçek bir anlayış sunar, ancak bu her zaman gerçekliğe yönelik kısmi perspektifler üzerinden olur. Tomczyk ise ya aynı kümeye ya da araçsalcı kümeye ait olacağını belirtiyor. Klasik gerçekçiliğin, dünyanın bizim dilsel kurgularımızdan bağımsız olarak zaten nesnelere ve özelliklere bölünmüş olduğu fikrine dayandığını, ancak kendisinin bu görüşe katılmadığını ifade ediyor.
Peki Elektronlar Gerçek mi?
Tomczyk, elektronların kendilerini ölçtüğümüz ve onlarla çalıştığımız anlamda gerçek olduğunu söylüyor. Ancak insanlar var olmasaydı, bir elektronun gerçek olmasının ne anlama geleceğini söylemenin zor olduğunu ekliyor. İnsanlar için elektron kısmen matematiksel bir nesne ve deneylerde incelenen bir şeydir; matematik ve deneyler olmadan elektronun ne olduğunu söylemek mümkün değildir. Tomczyk, “İnsanı ortadan kaldırırsanız, matematiği ve deneyleri de ortadan kaldırırsınız. O zaman geriye pek bir şey kalmaz” diyor.
Gerçekçilik Araştırma Yaklaşımını Etkiler mi?
Tomczyk, bilimsel gerçekçilik görüşünün belirli bir projeye nasıl yaklaşıldığını etkilemeyeceğini ancak uzun vadeli hedefleri şekillendirebileceğini söylüyor. Evrenin yapı taşlarını öğrenmek isteyen bir fizikçinin parçacık fiziğine, yeni teknolojiler hedefleyen bir başkasının ise katı hâl fiziğine yönelmesi buna örnek.
Henne, sezgisel olarak gerçekçi eğilimli fizikçilerin farklı alanları tercih etmesini beklediklerini ancak gerçekçilik görüşü ile deneysel/teorik veya temel/uygulamalı araştırma tercihleri arasında anlamlı bir korelasyon bulamadıklarını aktarıyor. Bu durum, örneğin CERN’de çalışan kişilerin doğanın temel yapı taşlarını araştırdıkları için daha gerçekçi olması beklentisiyle çelişiyor. Tomczyk, buldukları tek zayıf korelasyonun, gerçekçi eğilimli kişilerin doğanın doğasını araştırmak için büyük bir parçacık hızlandırıcısına yatırım yapılmasına değer verirken, gerçekçi karşıtı kişilerin bu tür projeleri çok pahalı bulma eğiliminde olması olduğunu belirtiyor.
Fizikçiler Felsefeye Daha Fazla Önem Vermeli mi?
Tomczyk, Galileo ve Newton döneminde felsefe ile fiziğin ayrı alanlar olmadığını hatırlatıyor. Günümüz fizikçilerinin çalışmalarının felsefi yönleriyle daha fazla ilgilenmesinin değerli olacağını düşünüyor. Fizikçi arkadaşlarının bu konuları çokça düşündüğünü ancak bunu felsefenin teknik terimleriyle yapmadığını belirtiyor. Ayrıca bir filozofun fizik konferansına katıldığında çok az şey anlamasının, iki tarafın birbirine sunacağı değerli girdilerin paylaşılmamasına yol açan bir durum olduğunu vurguluyor.
Ayrıca bakınız: Kuantum Mekaniğinde Gözlemci Etkisi Nedir?
Yayın Tarihi: 2026-06-04
Yazar: Fizikhaber Editör Ekibi
Kaynak: Physics Magazine – “Physicists’ Views on Scientific Realism” (Kaynak Bağlantı)

