NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu (JWST) Güneş Sistemi’nin çok ötesinde yer alan bir “cehennem gezegeninin” atmosferinde, şimdiye dek hiçbir gezegensel atmosferde görülmemiş moleküller keşfetti. Bu keşif, sadece bilim dünyasında heyecan yaratmakla kalmadı, aynı zamanda JWST’ nin bu yeni keşfi, bu tür ötegezegenlerin nasıl oluştuğu ve evrim geçirdiğine dair teorileri de yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
JWST’nin yakın-kızılötesi spektrografı (NIRSpec) tarafından incelenen bu ötegezegenin adı WASP-121b. 2016 yılında keşfedilen ve Dünya’dan yaklaşık 880 ışık yılı uzaklıkta bulunan bu dev gaz gezegen, Jüpiter’den yaklaşık %20 daha büyük kütleye ve aynı zamanda yaklaşık %80 daha geniş bir çapa sahip. Gezegen, yıldızının çevresinde yalnızca 30.5 saatte bir tur atacak kadar yakın bir yörüngede dönüyor. Bu kadar kısa bir yörünge süresi, WASP-121b’nin yıldızına aşırı derecede yakın olduğunu gösteriyor ve bu da gezegeni gelmiş geçmiş en aşırı ortamlardan biri haline getiriyor.
Yıldızına olan yakınlığı nedeniyle kütleçekimsel kilitlenme durumunda olan WASP-121b’nin bir yüzü daima yıldızına dönükken, diğer yüzü sürekli karanlıkta kalıyor. Gündüz tarafındaki sıcaklık yaklaşık 3.000 °C’ye (5.432 °F) ulaşırken, gece tarafı bile 1.500 °C’ lik (2.732 °F ) sıcaklığıyla hâlâ inanılmaz derecede sıcak. Bu sıcaklıklar, gezegeni “ultra sıcak Jüpiter” sınıfına sokuyor. Ayrıca, gezegenin atmosferinde erimiş metal yağmurları ve devasa fırtınalar olabileceği düşünülüyor.
James Webb ile Eşi Benzeri Görülmemiş Moleküller
Araştırmacılar, gezegenin tam bir yörünge turu boyunca JWST gözlemleri yaparak hem gündüz hem gece taraflarının atmosferik bileşimini inceledi. Bu gözlemler sonucunda, gezegenin atmosferinde silisyum monoksit (SiO) adlı molekülün varlığı saptandı. Bu gaz, şu ana kadar hiçbir ötegezegen atmosferinde tespit edilmemişti. Silisyum monoksit, genellikle bazı yıldızların çevresinde veya laboratuvar koşullarında gözlemlenebilen kararsız bir moleküldür. Dünya’da ise genellikle katı formda bulunur ve optik cihazlar, güneş panelleri ve bataryalar gibi teknolojik ürünlerin üretiminde kullanılır.
Bu keşif, WASP-121b’de var olan aşırı sıcaklığın, normalde gaz formunda bulunamayan bileşiklerin bile kararlı hâlde kalmasına izin verdiğini gösteriyor. SiO’nun kaynağı olarak, gezegenin atmosferine düşüp buharlaşan silikat zengini asteroidler gösteriliyor. Bu da WASP-121b’nin çevresinde oldukça aktif bir uzay ortamı olduğunu düşündürüyor.
Gezegenin Geçmişine Dair İpuçları Bulunuyor
JWST’nin elde ettiği bulgular, sadece bu molekülün keşfiyle sınırlı değil. Aynı zamanda, gezegenin oluşum süreci hakkında da önemli ipuçları sunuyor. Yeni verilere göre bilim insanları WASP-121b’nin ilk başta yıldızından çok daha uzakta oluştuğunu , daha sonra zamanla içe doğru göç ederek bugünkü konumuna ulaştığını düşünüyorlar. Bu göç süreci, dev gaz gezegenlerin neden bu kadar yıldızlarına yakın konumlandığını açıklamada önemli bir yer tutuyor.
Bunun yanı sıra, WASP-121b 2022 yılında Bahreyn’in önerisiyle “Tylos” adını aldı. Bu isim, antik Yunan döneminde Bahreyn’e verilen adlardan biri. Hem isim hem de gezegenin özellikleri, bilim dünyası dışında genel halkın da ilgisini çekecek kadar dikkat çekici.
James Webb Teleskobu’ndan Müthiş Molekül Keşfi
Bu çarpıcı gözlemler, James Webb Uzay Teleskobu’nun olağanüstü çözünürlüğünü ve hassasiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmacılar, bu seviyede detaylı atmosferik analizlerin, sadece cehennem gezegenleri gibi ekstrem ortamları değil, aynı zamanda daha yaşanabilir bölgelerdeki ötegezegenleri anlamamıza da katkı sağlayacağını düşünüyor.
Silisyum monoksit gibi benzersiz moleküllerin tespiti, JWST’nin sunduğu yeni gözlem teknikleri sayesinde mümkün oldu. Önümüzdeki yıllarda yapılacak benzer gözlemler, diğer ötegezegenlerdeki atmosferik kimyayı ve evrimsel süreçleri de anlamamıza yardımcı olabilir. Bu da hem gezegen oluşumu hem de yaşam ihtimali üzerine yürütülen araştırmalara yepyeni bir boyut kazandıracaktır.
Özetle bu keşif, yalnızca uzak bir gaz devinin hikayesini değil, aynı zamanda gelişen gözlem teknolojileri sayesinde evreni anlama kapasitemizin ne kadar ilerlediğini de simgeliyor. Kim bilir, belki bu gelişmeler sayesinde yaşamın bulunduğu bir başka gezegen daha buluruz.
Kaynak: livescience.com/space/exoplanets/james-webb-telescope-spots-groundbreaking-molecule-in-scorching-clouds-of-giant-hell-planet
Haberi Derleyen: Berril Kara – İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi Fizik Bölümü Öğrencisi

