Kaybolan Yıllar Yitirilen Amazonlar

Kaybedilen Amazon Ormanları
Kaybedilen Amazon Ormanları

İsveçli çevre aktivisti Greta Thunberg, sosyal medya profillerinde “375 ppm’de doğduğuna” dikkat çekiyor. Nedir bu ppm açıklayalım.

ppm (İngilizce: parts per million) milyonda bir birime verilen isimdir. Herhangi bir karışımda toplam madde miktarının milyonda 1 birimlik maddesine 1 ppm denir. Derişim birimi olarak bilinir. Herhangi bir şeyin milyonda birini de ifade edebilir. Çok düşük değerleri ifade etmek için kullanılır. ppm ve diğer parts-per notasyonları (örn. ppb) orantı ifade ettikleri için boyutsuz niceliklerdir.

Greta’nın Ocak 2003’te doğduğu sırada atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonuna bir gönderme tabi ki ilk cümlede yazanlar. Ocak 2021’e kadar bu konsantrasyon 415 ppm’e ulaştı. 40 ppm artış, atmosferin karbon içeriğinin bu 18 yılda 85 milyar ton arttığı anlamına geliyor.

Bu artış ne kadar yıkıcı olursa olsun, tüm dünyada artan şiddetli hava olaylarının kanıtladığı gibi, çok daha kötü olabilirdi.

Antropojenik( Antropojenik jeomorfoloji ile ilgili yaklaşımlarda ele alınması gereken konulardan bir de insan – ortam ilişkileri çerçevesinde çevre kavramıdır) karbon emisyonları, yılda ortalama 10 milyar tondur ve bu 18 yılda atmosfere salınan miktarın iki katıdır.

Geri kalanı nereye gitti? Yarısı okyanusta çözüldü. Aslında dolaylı olarak onu da kullanıyoruz. Sudan bizlere intikal eden bir kirlilik te var. Burada deniz sularını asitlendirerek kendi zararını veriyor, ama en azından tüm iklimi ısıtmıyor desek de biz fizikçiler kelebek etkisini iyi biliriz. Pariste ki bir kelebeğin kanat çırpması İstanbul’da fırtınaya dönüşebiliyor.

Geri kalan kısmı, Amazon gibi tropik ormanların işin büyük bir kısmını yaptığı düşünülen kara ekosistemleri tarafından alındı. Ancak ormanların karbon tutucu ve yutucu rolü kaçınılmaz değildir. Ağaçlar ve diğer bitkiler, fotosentez sırasında karbonu emer, ancak öldüklerinde ve çürüdüklerinde tekrar serbest bırakırlar. Uzun vadede, bu süreçler neredeyse dengede olmalıdır.

Ormanların yükselen atmosferik karbondioksit seviyelerine saldıklarından daha fazla karbon alarak yanıt verdiği ve böylece bizi emisyonlarımızın tam etkisinden koruduğu için insanlık şimdiye kadar şanslıydı.

Brezilya’nın São José dos Campos’taki Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nden Luciana Gatti liderliğindeki bir araştırma ekibi, bu koruyucu etkinin zaten azalmakta olabileceği sonucuna varıyor.

Tehlike Çanları Çalıyor

Araştırmacılar büyükbaş hayvancılık ve diğer tarım arazilerini temizlemek için kasıtlı olarak çıkarılan birçok yangın çıkarmaktalar ve bundan kaynaklanan önemli karbon emisyonlarını indirdikten sonra bile Sadece son on yılda, Güneydoğu Amazon’un büyük bir kısmı karbon havuzundan çıkmış gibi görünüyor.

Amazon büyüklüğünde bir ormana giren veya çıkan karbon miktarını ölçmek kolay değil. Gatti ve meslektaşları, yirmi yıldan fazla bir süre önce, karbon akışlarının anlaşılmasında bir ölçek boşluğu fark ettiler. Çoğu çalışma, ya aşırı küçük ölçeklere ya da aşırı büyük ölçekler arasındaki boşluğu kapatmak için akıllıca ama zahmetli bir yaklaşım benimsediler.

Bunlara örnek olarak bireysel ağaçların büyümesini ve karbon içeriğinin izlenmesi ve atmosfer ve okyanus yoluyla akışları tahmin ederek bir araya getirilen tüm dünyadaki kara ekosistemlerinin net karbon dengesinin izlenmesini verebiliriz.

Biliminsanları 2000 yılının Aralık ayından itibaren, küçük kuzey Brezilya şehri Santarém’in üzerinde tekrar tekrar uçmak ve Amazon üzerinde süzülen hava şişelemek üzere bir uçak kiraladılar. Numuneler, yaydığı veya emdiği tüm iz gazların bir kaydını taşıyordu.

Ormanın içinden geçtikleri kısımlarda bir karbon kaynağından bir parsel hava geçerse, atmosfer ortalamasından daha fazla CO2  alıyordu. Ancak bir karbon havuzundan geçtiğinde de daha az CO2 alımı oluyordu. Yapılan incelemeler sonucunda iki şey göze çarpıyordu. Birincisi, ormanın CO2 emisyonlarının ne kadar büyük olduğuydu.

Santarém’in üzerindeki hava, Amazon’a doğudan giren taze Atlantik havasından daha az değil, sürekli olarak daha fazla CO2 içeriyordu.

Gatti, “Beklediğimizden çok daha fazlasıydı ve topluluk ilk başta şüpheciydi” diyor. Aşırı karbon kasten yakılan yangınlardan geliyordu. Yasadışı olmasına rağmen Amazon’un kesilmesi ve yakılması oldukça yaygın. Ekosistemin karbon akışından yangın emisyonlarını ayırmak için araştırmacılar, numunelerin CO2 içeriğiyle birlikte yanma sırasında salınan ancak biyolojik süreçlerde olmayan karbon monoksit konsantrasyonlarını izlediler.

İkinci çarpıcı gözlem, sayıların değişkenliğiydi. Yangın emisyonları, bölgenin yağışlı mevsiminde Ocak-Haziran ayları arasında kesildiği ve Temmuz ile Aralık ayları arasındaki kurak mevsimde yakıldığı için mevsimsel bir model gösterdi.

Ekosistemin karbon akışı da mevsimden mevsime ve yıldan yıla çok değişiklik gösteriyordu. Gatti, “Neler olup bittiğini gerçekten anlamak için uzun vadeli ölçümlere ihtiyacımız olduğu açıktı” diyor.

Tüm Amazon’u anlamanın sadece Santarém’in ötesinde örnekleme gerektireceği de açıktı.

Geniş orman bölgesel olarak heterojendir: Doğu, batıdan daha kalabalıktır, bu nedenle ormansızlaşma ve yangınlar burada yoğunlaşmıştır. Doğu Amazon da yılın yarısı boyunca kurudur, kurak mevsim ayları ortalama 50 mm’den fazla yağış almazken, batı Amazon’da aylık yağış nadiren 100 mm’nin altına düşer. Bu farklılıklar bölgelerin karbon dengesini kolayca etkileyebilir.

Kaynak: Physics Today

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*