Almanya’daki Stuttgart Üniversitesi fizikçileri, telekom dalgaboyu kullanarak tarihi bir başarı yakaladı. Özellikle kuantum iletişim teknolojilerinde bir dönüm noktasına imza attılar. Araştırmacılar, iki farklı kuantum noktası arasında ışınlama yaptı. Üstelik bu işlemi mevcut fiber ağlarla uyumlu gerçekleştirdiler. Sonuç olarak bu gelişme, güvenli kuantum interneti önündeki engelleri kaldırıyor.
Bilim dünyası yıllardır “Kuantum İnternet” hayali kuruyor. Herkes verilerin mutlak güvenlikle taşınmasını istiyor. Ancak önümüzde devasa engeller var. Örneğin, kuantum verisini uzun mesafeye taşımak zordur. Neyse ki Stuttgart Üniversitesi IHFG araştırmacıları bu soruna el attı. Ekip, iki farklı ışık kaynağı arasında bilgi transferi sağladı. Buna ek olarak, kaynaklar arasında metrelerce mesafe vardı. Dolayısıyla bu başarı, geleceğin “kuantum tekrarlayıcıları” için somut bir kanıt sunuyor.
Telekom Dalgaboyu ile Uzak Düğümler Bağlanıyor
Gelecekteki kuantum ağları sayısız düğümden oluşacak. Tıpkı bugünkü internet gibi çalışacak. Fakat burada önemli bir fark var. Bilgiyi klasik bitler yerine kuantum durumları taşıyacak.
Çalışmanın başyazarı Tim Strobel sonuçları değerlendirdi. Strobel, IHFG Enstitüsü’nde doktora yapıyor. Sonucun heyecan verici olduğunu şöyle açıklıyor:
“Kuantum İnterneti bu tür uzak düğümleri kapsayacak. Ayrıca kuantum durumları bu düğümler arasında gezecek. Bu yüzden iletim bozulmadan gerçekleşmeli. Sonuç olarak çalışmamız çok önemli. Çünkü uzak kaynakların etkili bir şekilde çalışabileceğini gösterdik.”
Telekom Dalgaboyu Deneyi Nasıl Çalıştı?
Stuttgart ekibi son derece hassas bir kurgu hazırladı. İlk olarak, kaynak olarak “kuantum noktaları” kullandılar. Bunlara “yapay atomlar” da diyoruz. Bu yapılar ışığı tekil fotonlar halinde yayar.
Deney düzeneği iki farklı kuantum noktası içeriyordu:
- Birinci Kaynak: Tek bir foton üretti. Yani bu foton bilgiyi taşıyordu.
- İkinci Kaynak: Dolanık bir foton çifti üretti.
Dolanıklık ilkesi çok ilginçtir. Zira çiftteki fotonların kaderi birbirine bağlıdır. Mesafe bunu etkilemez. Daha sonra süreç şöyle işledi: Dolanık çiftten bir foton yola çıktı. Birinci kaynaktan gelen fotonla buluştu. Böylece iki parçacık birbirine karıştı. Bu etkileşim bir “süperpozisyon” durumu yarattı. Hemen ardından fizik kuralları devreye girdi. Sistem, birinci fotondaki bilgiyi diğer eşe aktardı. Kısacası, uzaktaki “partner” foton bilgiyi aldı. Bilgi bir noktadan diğerine “ışınlandı”.
En Büyük Zorluk: Benzersizlik Sorunu
Bu işlem teoride basittir. Oysa pratikte büyük bir zorluk içerir. Fotonlar etkileşime girmelidir. Bunun için parçacıkların “ayırt edilemez” olması gerekir. Başka bir deyişle, fotonların her özelliği aynı olmalıdır. Rengi, zamanlaması ve şekli birebir tutmalıdır.
Fakat doğa burada bize zorluk çıkarır. Çünkü her kuantum noktası benzersizdir. Üretim sürecindeki farklar buna neden olur. Tıpkı parmak izleri gibidirler. Bu nedenle her nokta ışığı farklı dalgaboyunda yayar. Tim Strobel buna dikkat çekiyor. En zor kısım bu fotonları birbirine benzetmekti. Farklı fotonlar birbirini tanımaz. Halbuki benzer olmalılar. Yoksa ışınlama başarısız olur.
Teknolojik Çözüm: Kuantum Frekans Dönüştürücüler
Stuttgart ekibi bu sorunu zekice çözdü. İleri teknoloji ürünü bir yöntem kullandılar. Cihazın adı “Kuantum Frekans Dönüştürücü”.
Bu cihazlar deneyde iki kritik görev yaptı:
- Eşitleme: Dönüştürücüler fotonların dalgaboylarını ayarladı. Böylelikle onları birbirinin kopyası haline getirdi.
- Dalgaboyu Geçişi: Kuantum noktaları aslında 780 nanometre ışık yayıyordu. Ancak araştırmacılar bu ışığı standart telekom dalgaboyu olan 1515 nm değerine dönüştürdü. Üstelik bu sırada kuantum durumunu bozmadılar.
Peki neden 1515 nm? Bu detay hayati önem taşır. Çünkü 1515 nm, fiber ağlarda kullanılan telekom dalgaboyu standardına (C-bandı) denk gelir. Fiber optik kablolar ışığı en iyi bu aralıkta taşır. Tim Strobel bu hamleyi şöyle vurguluyor:
“Telekom dalgaboylarında çalışmak büyük avantaj sağlar. Böylece teknoloji mevcut fiber optik ağıyla uyumlu hale gelir. Bu sadece bir laboratuvar deneyi değil. Aksine, gerçek hayattaki uygulamalara doğru büyük bir adım atıyoruz.”
Telekom Dalgaboyu Alanında İtalya Atılımı
Stuttgart ekibinin çalışması Nature Communications dergisinde yer aldı. Buna rağmen bilim dünyasındaki heyecan bununla sınırlı değil. Aynı zamanda İtalya’dan bir grup da dergide yer aldı. Roma Sapienza Üniversitesi’nden Rinaldo Trotta ekibi yönetti. Onlar da benzer bir çalışma duyurdu.
Roma ekibi de kuantum nokta kaynaklarını kullandı. Işınlamayı üniversite kampüsü içinde yaptılar. Ancak onlar daha kısa dalgaboylarını tercih ettiler. Strobel bu eş zamanlı başarıyı önemsiyor:
“Bağımsız yayınladığımız bu iki makale birbirini destekliyor. Böylelikle ölçüm sonuçlarını güçlendiriyoruz. Sonuçta bu durum kuantum nokta kaynaklarının güvenilirliğini kanıtlıyor.”
Yarı iletken kuantum noktaları çok yeteneklidir. Özellikle hem tekli hem de dolanık fotonları “isteğe bağlı” üretirler. Ayrıca diğer çip teknolojileriyle entegre olurlar.
Telekom Dalgaboyu ile Gerçek Dünyaya
Bu başarı tesadüf değildir. IHFG Grup Lideri Simone Luca Portalupi emeği vurguluyor. Gerçekten de yıllarca süren araştırmalar bu deneyde birleşti.
Ekip lideri Peter Michler ise yeni hedefe odaklandı. Hedef çok net. Bu teknolojiyi laboratuvardan çıkaracaklar. Ardından gerçek dünyanın kaosuna taşıyacaklar.
Mevcut deneyde sadece 10 metrelik bir kablo vardı. Yine de ekip altyapısını hazırladı. Grup daha önce önemli bir test yapmıştı. Stuttgart şehrine 36 kilometrelik bir fiber hattı döşemişlerdi. Daha önce bu hat üzerinden foton dolanıklığını korumuşlardı.
Tim Strobel planlarını şöyle özetliyor:
“Doğal bir sonraki adımımız var. Bir fotonun kuantum durumunu o 36 kilometrelik hatta ışınlayacağız. Bunu göstermek istiyoruz. Elbette sonuçlarımız bizi motive ediyor. Bundan sonra deneyin her parçasını geliştireceğiz. Numuneden kuruluma kadar her şeyi iyileştireceğiz.”
Haberi Derleyen: Dilara SİPAHİ
KAYNAKÇA:
physicsworld.com/a/quantum-state-teleported-between-quantum-dots-at-telecoms-wavelengths/

