Modern fizik bugünlerde en büyük meydan okumalarından birini yaşıyor. Özellikle araştırmacılar, gerçekliğin farklı parçalarını anlatan iki güçlü teoriyi birleştirmeye çalışıyor. Bilindiği üzere Kuantum Teorisi, atom altı parçacıkların davranışlarını inanılmaz bir hassasiyetle açıklar. Öte yandan Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı, kütleçekimini ve galaksilerin hareketini tanımlar. Ne var ki bu iki çerçeve, tüm başarılarına rağmen hala birbirine tam uyum sağlamıyor. TU Wien araştırmacıları ise bu uyumsuzluğu gidermek adına q-desic denklemi üzerinde çalışarak dev bir adım attı.
Sindirella’nın Cam Ayakkabısı ve q-desic Denklemi Arayışı
Fizikçiler bugüne kadar bu boşluğu doldurmak için pek çok yol önerdi. Örneğin Sicim Teorisi, İlmek Kuantum Kütleçekimi ve Kanonik Kuantum Kütleçekimi bu adaylardan bazılarıdır. Aslında her yaklaşım kendi içinde avantajlara ve sınırlamalara sahiptir. Buna rağmen araştırmacılar bugüne kadar net bir “gözlemlenebilir etki” bulamadı. Sonuç olarak Viyana Teknoloji Üniversitesi (TU Wien) araştırmacıları, aranan bu kanıtı sunabilecek q-desic denklemi ile sürece yeni bir boyut kazandırdı.
TU Wien Teorik Fizik Enstitüsü’nden Benjamin Koch, bu süreci harika bir benzetmeyle anlatıyor:
“Bu durum biraz Sindirella masalına benziyor. Elimizde birkaç aday var ama sadece biri aradığımız prenses olabilir. Prens, ancak cam ayakkabıyı bulduğunda gerçek Sindirella’yı teşhis eder. Kuantum kütleçekiminde henüz böyle bir ‘ayakkabı’ —yani hangi teorinin doğru olduğunu açıkça söyleyen gözlemlenebilir bir kanıt— bulamamıştık.”
Geodezik Kavramı ve q-desic Denklemi ile Yeni Bakış
Şüphesiz araştırmacılar, teorileri test etmek için görelilikteki geodezik kavramına odaklandı. Benjamin Koch bu önemi şöyle açıklıyor: “Genel görelilik hakkında bildiğimiz hemen her şey, geodeziklerin yorumlanmasına dayanır.”
Kısacası geodezik, iki nokta arasındaki en kısa yolu tanımlar. Düz bir yüzeyde bu yol sadece bir doğrudur. Ancak kütleli nesneler uzay-zamanı büker. Mesela Dünya, Güneş’in büktüğü bu dört boyutlu dokuda bir yörünge izler. Dolayısıyla bu yörünge, aslında bükülmüş uzaydaki en kısa yoldur.
“q-desic” Denklemi: Uzay-Zamanın Kuantum Versiyonu
Ayrıca bu yolların kesin şekli, uzay-zamanın ne kadar büküldüğünü ölçen metrik yapısına bağlıdır. Benjamin Koch, kuantum dünyasındaki belirsizliği metriğe şu sözlerle uygular:
“Kuantum fiziğinde parçacıkların kesin bir konumu veya kesin bir momentumu yoktur. Bunun yerine her ikisi de olasılık dağılımlarıyla tanımlanır. Birini ne kadar kesin bilirseniz, diğeri o kadar belirsizleşir.”
Benzer şekilde kuantum teorisi, kesin parçacık özelliklerinin yerine dalga fonksiyonlarını koyar. Fizikçiler de buna dayanarak göreliliğin klasik metriği yerine kuantum versiyonunu yerleştirdi. Bu sayede uzay-zaman eğriliği artık her noktada kusursuzca tanımlanmak yerine kuantum belirsizliğine tabi kaldı.
Benjamin Koch, Ali Riahinia ve Angel Rincón ile birlikte bu zorlu matematiksel engeli aştı. Özellikle ekip, zamanla değişmeyen ve küresel simetrik bir kütleçekim alanı (Güneş sistemi gibi) üzerinde çalıştı. Koch, hesaplamalar sırasında metrik operatörünün “beklenen değer” (kuantum ortalaması) ile değiştirilip değiştirilemeyeceği konusunda çok dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Buna karşın ekip bu soruyu matematiksel olarak yanıtlamayı başardı.
Böylece araştırmacılar, klasik geodeziklere atıfta bulunan “q-desic” denklemini türetti. Zira bu denklem, parçacıkların kuantum uzay-zamanında her zaman klasik “en kısa yolu” izlemediğini ispatlar. Örneğin uzay boşluğunda Dünya’ya doğru düşen bir elmanın hareketi incelenerek, uzay-zamanın bu kuantum özellikleri gelecekte tespit edilebilir.
Beklenmedik Sürpriz: Devasa Kozmik Sapmalar
Peki ama kuantum yolları klasik yollardan ne kadar farklıdır? Normalde sadece sıradan kütleçekimi varken sapma miktarı yalnızca 10^-35 metre seviyesindedir. Benjamin Koch bu durumu, “Herhangi bir deneyde gözlemlenmesi imkansız” olarak tanımlıyor.
Bununla birlikte araştırmacılar denkleme Einstein‘ın “Kozmolojik Sabitini” (Karanlık Enerji) eklediklerinde sonuçlar dramatik biçimde değişti. Koch o şaşırtıcı anı şöyle aktarıyor:
“Bunu yaptığımızda bizi bir sürpriz bekliyordu. q-desic yolları, kuantum fiziği içermeyen yollardan önemli ölçüde farklılaştı.”
Sonuç olarak tahmin edilen sapmalar hem atomik hem de devasa kozmik ölçeklerde ortaya çıkıyor.
- Küçük Ölçekler: Farklar ölçülemeyecek kadar küçüktür.
- Orta Ölçekler: Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüşünde fark neredeyse yoktur.
- Devasa Ölçekler (10^21metre): Fakat tam burada q-desic denklemi, genel göreliliğin büyük gizemlerinin yattığı yerlerde bambaşka bir sonuç verir.
Gelecek: Galaksi Gizemleri Çözülecek mi?
Nihayet Physical Review D dergisi bu araştırmayı yayımlayarak teorik tahminleri gerçek gözlemlerle karşılaştırma şansı sundu. Benjamin Koch, başlangıçta bu kadar büyük değişimler beklemediğini şu sözlerle itiraf ediyor:
“Kuantum düzeltmelerinin büyük ölçeklerde bu kadar dramatik değişiklikler yapmasını beklemezdim. Bu yaklaşımı geliştirerek, spiral galaksilerin dönüş hızları gibi çözülmemiş önemli kozmik fenomenlere dair yeni ve test edilebilir içgörüler kazanmayı umuyoruz.”
Sonuç olarak fizikçiler artık cam ayakkabının hangi teoriye tam oturacağını test etmek için yepyeni bir araca sahipler. Sindirella’nın ayakkabısı bulundu; şimdi evrenin bu ayakkabıya nasıl tepki vereceğini görme vakti.
Haberi Derleyen: Dilara SİPAHİ
KAYNAKÇA:

