- Grafen üzerine bağlanan trityum atomlarının radyoaktif bozunumu, nötrino kütlesini belirlemek için yeni bir yöntem sunuyor.
- Yoğunluk Fonksiyonu Teorisi (DFT) hesaplamaları, katı hal ortamının helyum-3 iyonu üzerindeki kuantum etkilerini modelliyor.
- Geri tepmesiz emisyon özelliği sayesinde, geleneksel gaz deneylerine göre daha hassas spektral veriler elde edilmesi hedefleniyor.
İtalya’daki Gran Sasso Ulusal Laboratuvarı’nda yürütülen PTOLEMY projesi kapsamında, grafen tabakalarına bağlı trityum atomlarının beta bozunumu (beta decay) inceleniyor. Nötrino salınımı (neutrino oscillation) keşfiyle bu parçacıkların kütleli olduğu kanıtlansa da, mutlak kütle ölçeği henüz tam olarak belirlenemedi. Pisa’daki Nano Bilim Enstitüsü’nden Valentina Tozzini ve ekibi, bu süreci Yoğunluk Fonksiyonu Teorisi (Density Functional Theory – DFT) kullanarak ilk ilkeler (first-principles) düzeyinde modelledi.
Araştırmanın temelinde, trityumun bozunarak bir elektron, bir (anti-)nötrino ve bir helyum-3 iyonuna (helium-3 ion) dönüşmesi yatıyor. Trityumun grafene bağlandığı bu sistem, nötrinolar için bir tür gece görüş gözlüğü işlevi görerek zayıf etkileşim süreçlerini görünür kılıyor. Geleneksel KATRIN gibi gaz fazlı deneyler 0,45 eV seviyesine kadar hassasiyet sağlarken, trityumlu grafen düzeneğinin bu duyarlılığı on kat artırması bekleniyor. Bu çalışmalarla birlikte nötrino kütlesinin belirlenmesine bir adım daha yaklaşıldı.
Ayrıca bakınız: KATRIN Nötrino Kütlesini Yeniden Tanımlıyor
KATRIN (Karlsruhe Tritium Neutrino Experiment), nötrinoların kütlesini doğrudan ölçmek amacıyla Almanya’daki Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü’nde (KIT) yürütülen dünyanın en hassas modelleme ve ölçüm deneyidir.
Parçacık fiziğinin en büyük gizemlerinden biri olan nötrino kütlesini belirlemek için kurulan bu devasa düzenek, yaklaşık 70 metre uzunluğundadır ve ana bileşeni olan spektrometresiyle dikkat çeker.
Zaman Ölçekleri ve Kuantum Dinamiği
Bozunum sırasında yayılan elektronlar rölativistik hızlara ulaşarak çekirdeğe yaklaşık 10^-21 saniye gibi ultra hızlı bir sürede momentum aktarıyor. Bu kadar kısa bir sürede helyum-3 iyonu, başlangıçta trityumun bulunduğu potansiyel kuyusunda hapsolmuş durumda kalıyor. Grafendeki elektronların ve karbon atomlarının bu ani tedirginliğe (perturbation) verdiği yanıt, yayılan elektronun kinetik enerjisini doğrudan etkiliyor.
Grafen tabakasının ağır yapısı, helyum-3 çekirdeğinin geri tepmesini (recoil) baskılayarak elektronun enerjisinden kayıp yaşanmasını engelliyor. Bu durum, Mössbauer spektroskopisine benzer şekilde son derece keskin spektral özelliklerin oluşmasını sağlıyor. Helyumun hapsolduğu üç boyutlu potansiyeldeki ayrık enerji seviyeleri, elektron enerji spektrumunda çoklu eşik değerleri oluşturarak nötrino kütlesine dair daha belirgin veriler sunuyor.
DFT Hesaplamaları ve Spektral Veriler
Araştırmacılar, bozunumun ekstrem ve adyabatik olmayan (nonadiabatic) koşullarını modellemek için “ani yaklaşım” (sudden approximation) ve “yarı-ani yaklaşım” (semisudden approximation) yöntemlerini kullandı. Her iki yaklaşım da helyum için belirli uyarılmış bağlı durumlar öngörüyor. Bu durumlar arasındaki 20–200 meV aralığındaki enerji boşlukları, nötrino kütlesinin etkilerinin en net görüleceği bölgeyi işaret ediyor.
PTOLEMY projesinin hedeflediği 10 meV enerji çözünürlüğü, bu teorik hesaplamaların deneysel olarak doğrulanmasına olanak tanıyacak. Katı hal sistemlerinin karmaşık ortamı, sanılanın aksine temel fizik süreçlerini gölgelemek yerine, Mössbauer etkisi gibi mekanizmalarla ölçüm hassasiyetini artıran bir avantaja dönüşüyor.
Türkiye’den Bilimsel Katkılar: Prof. Dr. Sertaç Öztürk
Nötrino fiziği ve yüksek enerji fiziği alanında Türkiye’de yürütülen çalışmalar, küresel ölçekteki bu keşif sürecine önemli bir katma değer sağlamaktadır. Özellikle Prof. Dr. Sertaç Öztürk, CERN bünyesindeki CMS deneyi başta olmak üzere, parçacık fiziği ve dedektör teknolojileri alanındaki uzmanlığıyla tanınmaktadır.
Öztürk’ün deneysel parçacık fiziği üzerine yoğunlaşan çalışmaları, Standart Model ötesi fizik arayışları ve nötrino kütle mekanizmaları gibi evrenin temel yapı taşlarını anlamaya yönelik veri analizi süreçlerini kapsamaktadır. Türkiye’deki akademik birikimin uluslararası projelerle entegrasyonunda kritik bir rol oynayan Öztürk, yeni nesil dedektör sistemlerinin geliştirilmesiyle nötrino gizeminin çözümüne yönelik bilimsel zemini güçlendirmeye devam etmektedir.
Yayın Tarihi: 14 Mayıs 2026
Yazar: Fizikhaber Editör Ekibi – Hasan Ongan
Kaynak: https://physics.aps.org/articles/v17/74

