Mısır Piramitlerinde inşa sürecinin araştırması bilim insanlarının ve arkeologların ilgisini oldukça çekmiştir. Bu sebeple Mısır Piramitleri üzerine bir çok bilim insanı üniversiteler bünyesinde yayınlar yapmışlardır. Ana akım arkeologlara yöneltilen “Mısır Piramitlerinde Beton Kullanıldı mı? ” sorusu onlar nezdinde pek de kabul görmüş değildir.
Mısır’ın Büyük Piramitleri’nin devasa bloklarından bazılarının sentetik malzemeden dökülmüş olabileceği, sadece taş ocaklarından bütün olarak oyulup emekçi orduları tarafından yerine oturtulmadığı fikrinden bahsetmek istiyoruz.
Yani dünyanın ilk betonu Mısır Piramitlerinde kullanılmış olabilir.
http://www.fizikhaber ekibi olarak sizlerle 2008 tarihli bir çalışmayı paylaşmak istiyoruz.
Böyle bir yenilik, Giza Platosu’ndaki esrarengiz yapıların inşasında milyonlarca adam saatten tasarruf sağlamış olacaktı.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde malzeme bilimi profesörü olan Linn Hobbs, “Daha az ter ve daha fazla zeka kullanıyor olabilirler” dedi. “Belki eski Mısırlılar bize sadece gizemli anıtlar ve mumyalar bırakmadılar. Romalılar betonu yapılarında kullanmaya başlamadan 2000 yıl önce betonu Mısırlılar icat etmiş olabilirler” şeklinde açıklama da bulunuyor.
Bu, mühendislik tarihini önemli ölçüde değiştirecek bir kavramdır.
Teknolojik kısmı Yunanlılardan gelmiş olsa da, yapısal betonu büyük ölçüde ilk kullananların Romalılar olduğuna uzun zamandır inanılıyor.
Bir avuç kararlı gözüken malzeme bilimcisi, piramitlerin üst kısımlarındaki blokların bir bulamaçtan dökülmüş olabileceğini göstermek için tasarlanmış, ezilmiş kireçtaşı ve doğal bağlayıcı kimyasallarla (eski Mısırlılar tarafından kolayca bulunabilecek malzemeler) deneyler yürütüyor.
Cambridge, Philadelphia ve St. Quentin, Fransa’daki laboratuvarlardaki bu araştırmacılar insanlığın en yaygın yapı malzemesi olan dökülen maddenin gerçek mucitlerini MÖ 2500 civarında Mısırlıların olduğunu göstermeye çalışıyorlar.
MIT’den Hobbs’un laboratuvarında ölçekli model bir piramit yükseliyor.
Taş ocağından çıkarılan kireçtaşından ve ayrıca kaolinit kili, silika ve natron benzeri doğal çöl tuzlarıyla güçlendirilmiş ezilmiş kireçtaşı çamurundan dökülen beton benzeri bloklardan oluşan bir yapı piramiti oluşturuyor.
MIT piramidi, Büyük Piramitlerin en büyüğündeki 2,3 milyon blokla karşılaştırıldığında, yalnızca yaklaşık 280 blok içermektedir.
Üniversite bünyesinde yapılan uygulamalarda yeni karıştırılmış “Mısır” betonunu “King Tut Plywood Co” olarak işaretlenmiş parke taşı boyutunda ahşap kalıplara dolduruldu.
Yapılan bu tip uygulamalarda ve verilen derslerde amaç mühendislik inovasyonunu öğretmektir. Ancak proje aynı zamanda eskilerin, en azından teoride, kurutulmuş nehir yataklarından, çöl kumlarından ve taş ocaklarından elde edilebilecek benzer malzemelerden piramit blokları dökebileceğini de kanıtlayabilir.
Hobbs bu konuda kendisini “agnostik” olarak nitelendirdi, ancak ana akım arkeologların diğer bilim adamlarının somut olasılığını öne süren çalışmalarını çok küçümsediğini düşünüyor. Arkeologlar, piramitlerin devasa kireçtaşı bloklarından başka bir şeyden inşa edildiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını söylüyor.
Boston Üniversitesi’nden bir Mısırbilimci ve “An Introduction to the Archeology of Ancient Egypt” adlı yeni bir kitabın yazarı olan Kathryn Bard, “Bloklar yerel olarak taş ocağından çıkarıldı ve kızaklarla bölgeye sürüklendi” dedi.
“Beton yapmak için hiçbir kanıt yok ve eski Mısırlıların malzemeleri kullandığına dair hiçbir kanıt yok” dedi.
Bazı piramit bloklarının beton benzeri malzemeden döküldüğü fikri, 1980’lerde Fransız kimya mühendisi Joseph Davidovits tarafından öne sürülmüştü.
Joseph’in yaklaşımı Giza inşaatçılarının yumuşak kireçtaşını toz haline getirip suyla karıştırarak malzemeyi doğal bağlayıcılarla sertleştirdiğini iddia eden bir yaklaşımdı.
Örnek olarak Mısırlılar bu yaklaşımı ünlü mavi sırlı süs heykelleri için kullandıkları bilinmektedir.
Joseph Davidovits, bu tür blokların, piramitlerin üzerine ıslak çimento çuvallarının yardımıyla kalıplara dökülebileceğini söyledi.
St. Quentin’deki Geopolimer Enstitüsü’nde eski yapı malzemeleri üzerine araştırma yapan Davidovits, “Sorun bu, büyük arkeologlar ve Mısır turizm endüstrisi romantik fikirleri korumak istiyor” dedi.
2006’da Philadelphia’daki Drexel Üniversitesi’nde Michel Barsoum tarafından yapılan araştırma, Khufu Piramidi’nin bazı bölümlerinden alınan taş örneklerinin kireçtaşı bloklarından “mikroyapısal olarak” farklı olduğunu buldu.
Bir malzeme mühendisliği profesörü olan Barsoum, mikroskop, X-ışını ve piramitlerdeki taş artıklarının kimyasal analizinin “piramitlerin yüksek kısımlarındaki blokların küçük ama önemli bir yüzdesinin betondan döküldüğünü” öne sürdü.
Khufu Piramidi’ndeki blokların çoğunun, uzun zamandır arkeologların önerdiği şekilde oyulduğuna inandığını vurguladı. “Fakat blokların yüzde 10 veya 20’sinde beton kullanılmış ” dedi.
Mısır doğumlu olan Barsoum, kendisi ve meslektaşları Drexel’den Adrish Ganguly ve Fransa’daki Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden Gilles Hug tarafından hakemli dergi yayınına yöneltilen öfkeli eleştiriye hazırlıksız yakalandıklarını ifade etti.
Eski çizimler ve hiyeroglifler, piramit yapımı konusunda şifrelidir. Mısırlıların ölü firavunlar için devasa anıtları nasıl inşa ettiklerine dair teoriler, büyük ölçüde moloz rampaların kalıntılarına dayanan varsayımlardır.
Bu varsayımlar yakınlardaki kireçtaşı ocaklarının kabaca piramitlerde bulunan kadar taş içerdiğine dair kanıtlara dayanıyor.
Mısır’daki Eski Eserler Yüksek Konseyi başkanı Zahi Hawass ise beton kullanıldığı fikrinin çok aptalca olduğunu bir sözcü aracılığı ile belirtmişti.
“Piramitler, taş ocağında işlenmiş kireçtaşından yapılmış katı bloklardan yapılmıştır. Aksini söylemek aptalca ve aşağılayıcıdır.”
Hobbs ve öğrencileri bu tartışmadan yılmamışlar. Hobbs, “Eski Mısırlıların sadece büyük inşaat mühendisleri değil, aynı zamanda büyük malzeme bilimcileri olabileceğini düşünmek büyüleyici” dedi.
“Her ne kadar beton dökmek dev blokları hareket ettirmekten daha az gizemli olsa da, bunların hiçbiri eski Mısırlıların başarılarını azaltmıyor. Ama bu gerçekten bu insanların herkesin hayal ettiğinden daha fazlasını başardığını gösteriyor.”
Kaynak: NYTimes

