Patricio Gallardo liderliğindeki 40 kişilik ekip, evrenin derinliklerinde kozmik kütleçekimi üzerine kapsamlı bir analiz gerçekleştirdi. Araştırma sonuçları önemli bir gerçeği kanıtlıyor: Newton ve Einstein’ın kütleçekim yasaları, yüz milyonlarca ışık yılı uzaklıkta bile tutarlı çalışıyor.
Geniş Mesafeler ve Karanlık Madde Tartışması
Gökbilimcilerin büyük çoğunluğu, evrende “fazladan kütleçekimi” kuvveti gözlemliyor. Görünür madde bu kuvveti açıklamaya yetmiyor. Bu yüzden bilim insanları, varsayımsal Karanlık Madde’yi sorumlu tutuyor. Ancak karanlık maddeye dair kanıtlar henüz dolaylı kalıyor. Bu durum, MOND (Modifiye Edilmiş Newton Dinamiği) gibi alternatif teorilere alan açıyor. MOND, düşük ivmeli bölgelerde kütleçekiminde yapılacak küçük bir değişikliğin karanlık madde ihtiyacını ortadan kaldıracağını ileri sürüyor.
Teknik Yöntem: kSZ Etkisiyle Kozmik Kütleçekimi Analizi
Ekip, kütleçekiminin doğasını büyük ölçeklerde inceledi. Araştırmacılar, 100 ila 750 milyon ışık yılı mesafeyle ayrılmış galaksi kümesi çiftleri arasındaki ivmeyi ölçtü. Hareketleri takip etmek için kinematik Sunyaev–Zel’dovich (kSZ) etkisini kullandılar:
- Süreç: Büyük Patlama’dan kalan Kozmik Mikrodalga Arka Plan (CMB) fotonları, galaksi kümelerinden geçer. Bu sırada serbest elektronlardan saçılır ve enerji kazanır.
- Tespit: Şili’deki Atacama Kozmoloji Teleskobu (ACT) bu enerji artışlarını saptadı. Kütleçekimi bu kümeleri birbirine doğru çeker. Bu çekim, kSZ sinyalinde bir Doppler kayması meydana getiriyor.
- Ölçüm: Ekip, “pairwise kSZ estimator” adlı istatistiksel bir yöntem kullandı. Bu sayede küme çiftlerinin ortalama birbirine yaklaşma hızlarını belirledi.
Galaksi Dağılımı ve Kozmik Kütleçekimi Öngörüleri
Gallardo, araştırmada kullandıkları istatistiksel yöntemin sağlamlığını vurguluyor. Ekibi, bu sonuçların sadece karanlık madde teorisini desteklemekle kalmadığını, aynı zamanda MOND gibi rakip teorilerin geçerli olabileceği alanı daha da daralttığını belirtiyor.
Gallardo, kullandıkları yöntemin teorik tahminleri karşılaştırmak için “temiz bir yol” sunduğunu ifade ediyor. Araştırmacılar, hızı galaksi dağılım haritalarıyla birleştirdi. Kütleçekiminin tam olarak Newton ve Einstein’ın öngördüğü ters kare yasasını izlediğini saptadılar. Gallardo’ya göre, MOND doğru olsaydı ivmedeki düşüş bu kadar keskin olmayacaktı:
“Alternatif bir kütleçekim teorisi galaksilerin dağılımını tahmin edebilir. Ancak görünmez bir karanlık madde eklemeden ikili hızları doğru öngöremeyecektir. Alternatif modellerin manevra alanı artık tükeniyor.”
Karşı Argüman: McGaugh ve Kozmik Kütleçekimi Çelişkileri
Gökbilimci Stacy McGaugh ise sonucun net olmadığını savunuyor. McGaugh, ikili hızların diğer galaksi kümelerinin kütleçekimsel etkisinden nasıl izole edildiğini sorguluyor. Gallardo buna şu yanıtı veriyor:
“Her şeyin her şeyi çektiği doğrudur. Ancak bu tekniğin güzelliği tam olarak buradadır. Temelde galaksi korelasyon fonksiyonu yatar. Kümeler birbirine çok yakınsa yerleşim detayları önem kazanır. Ancak mesafeler büyüdükçe evren daha eşyönlü görünür. Bu durumda ortalamalar pürüzsüzleşir. Madde dağılımını yöneten denklemler kontrolü ele alır.”
Dış Alan Etkisi ve Arka Plan İvmesi
McGaugh, büyük mesafelerde “Dış Alan Etkisi” (External Field Effect) denilen bir durumun yaşandığını savunuyor. Bu konsepte göre, evrendeki diğer nesnelerin yarattığı kütleçekimsel ivme ihmal edilemez. Bu ivme, galaksi kümesi çifti gibi daha küçük sistemleri etkiler. McGaugh durumu şöyle açıklıyor:
“Yeterince uzağa gidildiğinde arka plan ivmesi baskın hale gelir. Diğer her şeyin ivmesi, iki nesne arasındaki ivmeden daha büyük olur ve kontrolü ele alır.”
McGaugh, yerel evrendeki kütleçekimsel ivme alanının “kaotik bir yapıya” sahip olduğunu iddia ediyor. Gallardo’nun ekibinin bu hassas detayları ortalamalarla yok saydığını belirtiyor.
Sonuç: Birleşik Bir Görüş Arayışı
McGaugh, The Astrophysical Journal‘da yayımlanan ve ortak yazarı olduğu bir makaleye atıfta bulunuyor. Bu makale, yerel evrendeki kütleçekimsel ivme alanının, galaksilerin bilinen dağılımından nasıl hesaplanabileceğini tarif ediyor. McGaugh bu alanı “tam bir karmaşa” olarak tanımlıyor ve Gallardo’nun ekibinin yaklaşımının bu ince ayrıntıları ortalama alarak yok saydığını belirtiyor.
Buna rağmen Gallardo görüşünde ısrar ediyor: “Kütleçekim potansiyelinin farklı ölçeklerine ve izleyicilerine (CMB anizotropileri, CMB polarizasyonu, baryon akustik salınımları, CMB merceklenmesi ve galaksi merceklenmesi gibi) baktığımızda, hepsi karanlık maddenin varlığını destekliyor ve yerçekimi modifikasyonlarını dışlıyor gibi görünüyor,” diyor.
Öte yandan MOND; galaksilerin kütleçekimsel ivme eğrilerini tahmin edebilmek, Samanyolu ve Andromeda galaksileri çevresinde bulunan cüce galaksi düzlemini açıklamak ve hatta geniş çift yıldızların yörüngelerini anlamlandırmak gibi kendi başarılarına sahip. Gallardo, MOND‘un “bazı rejimlerde kısmi başarıları olduğunu” kabul etse de, teorinin “yerçekiminin evrenin tarihini nasıl etkilediğine dair birleşik ve tutarlı bir bakış açısı sunmakta başarısız olduğunu” savunuyor.
Buna yanıt olarak McGaugh, MOND’un hayati unsurlarının üstünün örtüldüğünü ve insanların bu unsurları görmezden geldiğini düşünüyor: “Temel olarak, literatürde zaten daha iyi bir tekerleğin var olduğundan habersiz bir şekilde, tekerleği yeniden icat ediyorlar,” diyor.
Haberi Derleyen: Dilara SİPAHİ
KAYNAKÇA:
Newton’s law describes gravity on cosmological scales, galaxy clusters reveal

