Bu ayın başlarında Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’ndaki bilim insanları tarafından dünyada bir ilk gerçekleştirildiği iddia edildi: Bir füzyon reaksiyonundan, reaksiyona koyduklarından daha fazla enerji ürettiler.
Bu başarı uzun zamandır füzyon gücünün “kutsal kasesi” olarak anılıyor ve füzyon enerji santrallerinde faydalı elektrik üretme yolunda önemli bir adım olma potansiyeli taşıyor.
Uzmanlar, The Guardian tarafından yayınlanan bir dizi yeni mektupta bu buluşun çok az ve çok geç olabileceğini iddia ediyor. Daha da kötüsü, Livermore laboratuarı tarafından yaratılan teknoloji çok daha ölümcül nükleer silahların üretilmesini mümkün kılabilir.
New South Wales Üniversitesi’nden çevreci ve yenilenebilir enerji uzmanı Mark Diesendorf’a göre, füzyon enerji üretiminden pratik olamayacak kadar uzaktayız ve bu da teknolojiyi anlamsız bir dikkat dağıtıcı olma riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
“Enerji üretiminin toplam enerji girdisinden daha fazla olduğu başabaş noktasından ticari bir nükleer füzyon reaktörüne geçmek en az 25 yıl alabilir” diye yazdı. “O zamana kadar, başta güneş ve rüzgar olmak üzere güvenli ve temiz yenilenebilir enerji tüm dünyaya güç sağlayabilir.”
Serbest çalışan enerji gazetecisi Chris Cragg’e göre pratik füzyon reaktörlerinin inşası biraz zaman alabilir ve Cragg’e göre “torunlarım 70 yaşına gelene kadar gerçek bir füzyon enerji santralinin faaliyete geçmesi pek olası değil.”
Araştırmacıların 1950’lerden bu yana şifreyi çözmeye çalıştıklarını ima ederek, “Sonuçta, bu noktaya gelmek 60 yıl kadar sürdü ve muazzam miktarda para harcandı” diye devam etti. (ABD Enerji Bakanlığı yetkilileri, yakın tarihli bir rapora atıfta bulunarak, ilk füzyon pilot tesisinin “2030’ların başında” faaliyete geçebileceğini söyleyerek daha iyimser bir zaman çizelgesine sahipler.
Dahası, Diesendorf’a göre, Livermore laboratuvarı araştırmacılarının kullandığı gibi lazer füzyon sistemleri “nükleer patlayıcılar plütonyum-239, uranyum-235 ve uranyum-233 üretmek için kullanılabilecek nötronlar yaratmak” için kullanılabilir.
Başka bir deyişle, gelecekteki füzyon reaktörleri silahlı kuvvetlere nükleer silah bileşenlerini üretmek için yeni yollar sağlayabilir.
Livermore laboratuarının nükleer silahlar üzerinde uzun bir çalışma geçmişi olduğu göz önüne alındığında, bu da tam olarak bir sıçrama sayılmaz. Sovyetler Birliği’nin 1949 yılında bir atom silahı patlatmasına tepki olarak tesis 1952 yılında kurulmuştur.
Her halükarda zaman tükeniyor. Uzmanlar hala bu ayki deneyden elde edilen bulguları analiz ederken, dünya şu anda ciddi bir iklim felaketi yaşıyor.
Füzyonun iklim sorunlarımızın çözümünün bir parçası olup olmayacağını henüz bilmiyoruz. Teknolojik ilerlemeler olsun ya da olmasın, bilim insanlarının hala kanıtlaması gereken çok şey var.
Kaynak: futurism

