Ünlü Fizikçiler Solvay Konferansında Buluşmuştu – 6

Ünlü Fizikçiler Solvay Konferansında Buluşmuştu
Ön sıra soldan sağa: Irving Langmuir, Max Planck, Marie Curie, Hendrik Lorentz, Albert Einstein, Paul Langevin, Charles Eugene Guye, Charles Wilson, Owen Richardson. İkinci sıra: Petrus Debye, Martin Knudsen, William Lawrence Bragg, Hendrik Kramers, Paul Dirac, Arthur H. Compton, Louis de Broglie, Max Born, Niels Bohr.Arka sıra: Auguste Piccard, E. Henriot, Paul Ehrenfest, Edouard Herzen, Theophile De Donder, Erwin Schrödinger, J.E. Verschaffelt, Wolfgang Pauli, Werner Heisenberg, Ralph Howard Fowler, Leon Brillouin."

Ünlü Fizikçiler Solvay Konferansında Buluşmuştu yazılarımıza sona yaklaşmış bulunuyoruz. Sondan ikinci olarak sizlere Ünlü Fizikçiler Solvay Konferansında Buluşmuştu – 6 içeriğinde 3 bilim insanını daha tanıtacağız. Bu bilim insanları Erwin Schrödinger, J.E. Verschaffelt ve Wolfgang Pauli olacaktır.

Erwin Schrödinger Kimdir?

Schrödinger, Viyana’nın Erdberg ilçesinde, Rudolf Schrödinger ve Georgine Emilia Brenda Schrödinger’in tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası bir muşamba masa örtüsü imalatçısı ve botanikçiydi. Annesi Georgine Emilia Brenda (1867–1921), bir kimya profesörü olan Alexander Bauer’in kızıydı. Babası Rudolf Schrödinger Katolik, annesi ise Protestan idi. Çocuklar da Protestan mezhebi uyarınca yetiştirildi.

1898’de Akademisches Gymnasium’a başladı. Bu üst düzey liseden 1906’da yüksek başarıyla mezun oldu. Daha sonra 1906’dan 1910’a kadar Viyana’da matematik ve fizik okudu. 1910’da Franz Serafin Exner’in danışmanlığında fizik doktoru unvanı aldı. Bir yıllık askerlik hizmetinden sonra üniversiteye geri döndü ve 1911’de Exner’in yanında asistan olarak çalışmaya başladı. 1914’te Viyana Fizik Enstitüsü’nde profesör unvanıaldı.[1] Bu enstitüde aralarında Franz-Serafin Exner, Friedrich Hasenöhrl ve K. W. F. Kohlrausch’un da bulunduğu, o dönem için dünyanın en önemli fizikçileri ile çalıştı. Viyana Fizik Enstitüsü yıllarında botanikçi Franz Frimmel ile yakın arkadaş oldu.

1914’te I. Dünya Savaşı başlayınca tekrar askere çağrıldı ve İtalya cephesine yollandı.

Savaştan sonra Viyana’ya dönen Schrödinger, radyoaktif bozunum ve kristal yapıların dinamikleri üzerinde çalışmaya başladı. Mart 1920’de Annemarie Bertel ile evlendi. Aynı yıl Jena ve Stuttgart’ta, 1921’de Breslau Üniversitesi’nde ders verdi. Breslau’da birinci yılını doldurmadan, 1922’de Zürih Üniversitesi’ne geçti.

Zürih’te kendisinden önce Albert Einstein ve Max von Laue’nin görev yaptığı teorik fizik kürsüsünde ders verdi. Kendi adı ile bilinen Schrödinger Denklemi’ni de bu esnada, 1925 yılında kurdu. Böylece kuantum mekaniğini tanımlayan dalga mekaniğini kurdu. Zürih’te geçirdiği altı yıl boyunca renkli görüşün fizyolojisi’nden termodinamik problemlerine değin pek çok konu üzerinde çalıştıysa da, atomaltı parçacıkların mekaniği hakkında yazdığı ve 1926’da arka arkaya yayımladığı altı makalesiyle uluslararası üne kavuştu.

Erwin Schrödinger, 1927 yılında Berlin’e taşındı ve burada Humboldt Üniversitesi’nde Max Planck’ın yerini aldı. Aynı dönemde dünyanın en önemli fizikçileri aynı şekilde Berlin’de görev yapmaktaydı. Berlin’deki yakın çalışma arkadaşlarından biri de Victor Weisskopf’tu. 1933 yılında Nasyonal Sosyalistler’in iktidara gelmesinin ardından, Schrödinger dikkat çekici bir şekilde Naziler’e karşı olduğunu ifade etti ve Almanya’dan ayrılarak Oxford Üniversitesi tarafından teklif edilen görevi kabul etti. Aynı yıl Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü.

Schrödinger, 1926 yılında kendi adını taşıyan Schrödinger Denklemi’ni buldu. Schrödinger’in bu kısmî diferansiyel denklem yardımıyla bulduğu kuantum mekaniğine erişim, Heisenberg’in matris mekaniğinden biraz sonra geldi. Schrödinger, bu denklemi oluştururken klasik mekanikten farklı olarak matematiği kullandı. Bu çalışma, ona dünya çapında ün kazandırdı ve sonunda 1933’te Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü. Bu ünlü makale dizisinde (Annalen der Physik Cilt 79, s. 361, 489, 734 ve Cilt 81, s. 109, 1926), denklemin Heisenberg ve Born’un matris mekaniğiyle eşdeğerliliğini de kanıtladı.

Ernst Mach’ın çalışmasını inceledi. Bu çalışma onu renk algılama teorisiyle meşgul etmeye yöneltti. Kısa süre sonra bu alanda tanınmış bir uzman haline geldi. Ayrıca renk uzaylarını özel ölçülerle inceledi ve böylece Uluslararası Aydınlatma Komisyonu’nin daha sonraki XYZ renk uzayının geliştirilmesi gibi önemli teorik önerilerde bulundu. Eklemeli renk karıştırma, vektör toplama kurallarını izler, bu nedenle Schrödinger vektör gösterimini renk ölçümüne dahil etti.

Ay’ın görünmeyen tarafındaki dev Schrödinger krateri, ismini bu fizikçiden alır. Viyana Üniversitesi Matematik ve Fizik Enstitüsü’ne[8] Erwin Schrödinger adı verildi. Avusturya’da 1983-1997 arasında tedavülde bulunan 1000 Avusturya Şilini’nin üzerinde Schrödinger’in resmi vardır.

J.E. Verschaffelt Kimdir?

Jules-Émile Verschaffelt (27 Ocak 1870, Gent – 22 Aralık 1955)[ Belçikalı bir fizikçiydi. 1894’ten 1906’ya ve bir kez daha 1914’ten 1923’e kadar Leiden’deki Kamerlingh Onnes’in laboratuvarında çalıştı. 1906’dan 1914’e kadar Vrije Universiteit Brussel’de ve 1923’ten 1940’a kadar Ghent Üniversitesi’nde çalıştı. Belçika’daki Uluslararası Solvay Fizik Enstitüsü’nde gerçekleştirilen beşinci Solvay Fizik Konferansı’nın katılımcılarından biriydi.

Wolfgang Pauli Kimdir?

Wolfgang Ernst Pauli (25 Nisan 1900, Viyana – 15 Aralık 1958, Zürih), Avusturya asıllı Nobel Fizik Ödülü sahibi İsviçreli teorik fizikçidir. Kuantum fiziğinin öncülerinden birisi olarak kabul edilir. 1945 yılında Pauli dışarlama ilkesi olarak adlandırılan yeni bir doğa yasasını keşfetmesi sonrasında Nobel Fizik Ödülü’ne aday olarak gösterilmiş ve ödülü kazanmıştır. Kendisi aynı zamanda 21 yaşındayken doktorasını alarak fizik alanındaki yeteneğini erken bir yaşta göstermiştir.

Wolfgang Pauli, 25 Nisan 1900’de Viyana’da doğdu. Viyana’daki gymnasiumdan mezun olduktan sonra 1918’de Münih Üniversitesi’ne gitti. 1921 yılında Arnold Sommerfeld’in gözetimi altında Matematik Bilimleri Ansiklopedisi için görelilik teorisi hakkında bir makale yazarak teorik fizik dalında doktora diplomasını kazandı.

Sonraki yılın kış dönemini Göttingen Üniversitesi’nde Max Born’un asistanı olarak geçirdi. Burada Niels Bohr ile tanıştı. Bir süre boyunca Hamburg Üniversitesi’nde Wilhelm Lenz’in asistanlığını yaptıktan sonra Bohr tarafından Kopenhag Üniversitesi’ne davet edildi. Buradayken Pauli’nin Zeeman etkisi hakkındaki ilgisi ve çalışmaları arttı ve 1924 yılında elektron gibi parçacıkların nasıl bir arada var olduğunu açıklayan Dışarlama İlkesi’ni formülize etmesiyle sonuçlandı. Bu çalışması sayesinde 1945 yılında Nobel Ödülü’nü kazandı.

1923 – 1928 yılları arasında Hamburg Üniversitesi’nde fizik dersleri verdi.[3] Nisan 1928’de ETH Zürih’de profesör oldu ve ölümüne kadar bu unvanını sürdürdü.

Aralık 1929’da Käthe Deppner ile evlendi ancak bu evlilik bir yıldan kısa sürdü. Sonrasında Pauli mental bir çöküntü yaşadı ve durumu annesinin intiharı ile ağırlaştı. 1932-1934 yılları arasında Carl Gustav Jung yardımıyla tedavi gördü. İkili daha sonrasında arkadaş oldular ve birlikte farklı konularda makaleler yayınladılar.

1930 yılında nötrino parçacığının varlığını ileri sürdü ve bu iddia 1956 yılında Clyde Cowan ve Frederick Reines tarafından kanıtlandı.

Nisan 1934’te Pauli, Franca Bertram ile evlendi ve eşi ile birlikte ABD’ye taşındılar. Pauli, Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde misafir profesör olarak görev yaptı. Buradayken 1945 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazandığını öğrendi.[6] 1946 yılında ABD vatandaşlığını edindi ancak aynı yıl Zürih’e geri döndü ve ETH Zürih’deki profesörlüğüne devam etti. 25 Temmuz 1949’da İsviçre vatandaşı oldu.

Wolfgang Pauli,15 Aralık 1958’de 58 yaşındayken Zürih’de öldü.

 

Kaynak: Wikipedia

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*