NASA Uluslararası Uzay İstasyonunda, 24 yılı aşkın süredir istasyonda astronot bulunduruyor. Bu istasyonun benim açımdan en büyük önemi her zaman, gelecek uzay programları için bir deneme tahtası olması olmuştur. Havacılık konusunda ülkelerin ve şirketlerin ne kadar dikkatli olduklarını; sıradan bir uçak yolculuğunda bile hissetmişsinizdir. Bir de bu yolculuğun şehirler arası değil de, gezegenler veya uydular arası olduğunu düşünün… Alınan katı önemlerin en önemli iki sebebi; insan sağlığı ve astronomik maliyeti olmuştur. İnsanlık olarak, Uluslararası Uzay İstasyonu’nu kullanarak bu iki konuyu da çok iyi bir şekilde değerlendirdik. Gerçekleştirilen kısa ve uzun görev sürelerinde; uzay ortamının insan sağlığı üzerindeki olumlu veya olumsuz etkileri gözlemlenmişken; uzay ortamında faaliyete geçirdiğimiz teleskoplar, gerçekleştirdiğimiz kenetlenmeler ile kazandığımız tecrübeler, olası mali sorunların oluşmaması için bize yardımcı olmuştur. Bu sebeplerden dolayı bizler ve hedeflerimiz için gerekli olan bilgi birikimini sağlayan istasyonda, NASA’nın 2024 yılında kazandığı birkaç başarıya bakmakta fayda var.
Robotik Kol ile Simüle Edilmiş Ameliyat
İnsanlı uzay görevlerinde oluşma ihtimali olan küçük yaralanmalar için kullanılabilecek iki adet cerrahi robotik kol, 2024’ün Şubat ayında simüle edilmiş bir dokudaki hasara dikiş atarak NASA için tatmin edici bir başarı sağlamıştı. Bu küçük ameliyatın en önemli ve görece en zor kısmı tabii ki dünya ile iletişiminde gerçekleşecek gecikme olmuştur.
Yerçekimsiz Ortamda 3D Metal Baskı
Bu başlığa geçmeden önce kısa bir parantez açmak istiyorum. Bahsedeceğim başarı, Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından gerçekleştirilmiştir. Her ne kadar yazımızın odak noktası “NASA’nın 2024 yılı başarıları” olsa da, NASA bu başarıyı kendi resmi sitesinde paylaştığı için yazının akışını bozmamak adına bu bölüme eklemek istedim. Şimdi devam edebiliriz; uzun süreli uzay görevlerinde büyük bir ihtiyaç haline gelecek konuda büyük bir başarıya imza atan Avrupa Uzay Ajansı, gelecekteki görevlerde meydana gelebilecek parça
hasarları veya yıpranmalar sonucu yapılması gereken parça değişimlerini, çok daha az yedek parça taşınarak gerçekleştirme imkânı sağlamıştır. Bu sayede, gönderilen roketlerde önemli bir yük tasarrufu elde edilmiştir.

Sana Bakıyorum Dünya
Bildiğiniz üzere ISS, dünyadan ortalama 400 kilometre mesafede döner. Burada “ortalama” kelimesini ve bunun tarihteki politik yerini anlatmak istiyorum. Evet, ISS bir yörüngede donuyor olsa bile, yörüngede bulunan az miktardaki madde yörüngenin küçük miktarlarda değişmesine sebep oluyor. Bu değişim, 400 kilometrelik uzaklığı düşürdüğü için Ruslar tarafından kontrol edilen Reboost manevraları yapılarak, istasyonun sabit bir yörüngede kalması sağlanıyor. Bu işlemi, genellikle ISS’ye bağlı olan Rus yapımı Progress kargo uzay araçları gerçekleştirir. Progress uzay aracı, istasyona yanaştıktan sonra motorlarını ateşleyerek ISS’yi tekrar istenilen yörünge yüksekliğine çıkarır. Alternatif olarak, bazen istasyonun diğer modüllerinde bulunan motorlar da bu işlevi yerine getirebilir. Bazı önemlerde ABD-Rusya arasındaki gerilimler, konuyu uzaya kadar taşımıştır ve halk arasında “Ruslar, hamle olarak bu düzeltmeyi yapmazlarsa istasyonu Dünyaya düşürürler” gibi düşünceler türemiştir. Fakat ülkeler ve ideolojiler üstünde olması gereken istasyon henüz böyle bir tehdit görmemiştir.
Peki başlığımıza dönecek olursak; Dünya görüngesinde dönen ISS, yaptığı gözlemler ile meraklılarına çok farklı bir perspektif sunmuştur ve sunmaya devam etmektedir. İstasyondaki astronotlar, gezegenin değişen manzarasını kaydetmek için Dünya’nın 5,3 milyondan fazla görüntüsünü çekti. Yaklaşık 5 ay süren NASA’nın Expedition 71 görevinde astronotlar tek bir görev için yaklaşık 105.000 olan ortalamanın çok üzerinde, 630.000’den fazla görüntü kaydetti. Bunun haricinde son yıllarda çokça popüler olan; makine öğrenimi kullanılarak 80.000 görüntünün coğrafi konumu belirlendi ve genel arama yetenekleri geliştirildi.
4.Kilometre Uzunluğunda Hatasız Optik Fiber
Optik fiber; sanayi, tıp, haberleşme gibi birçok alanda dünyada ve uzayda kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalarda; mikro yerçekiminde üretilen optik fiberlerin, dünya yerçekiminde üretilenlerden çok daha kaliteli olabileceğini göstermişti. Tabii ki bu durum; Uluslararası Uzay İstasyonu’nun potansiyel bir fabrika olabileceğini de gösteriyor. Bu başarı yeni bir rekor takip ederek; bir günde üretilen fiber optik uzunluğu 25 metreden 1141 metreye çıktı.
Yapay Kalp Dokusu
NASA geçtiğimiz ayın Mayıs ayında “Redwire BioFabrication Facility” adlı bir biyolojik yazıcı ile Uluslararası Uzay İstasyonu’nda mikro yerçekimi ortamını kullanarak üç boyutlu bir insan kalp dokusu üretmeyi başardı. Bu teknolojinin önemi; çeşitli kalp rahatsızlıklarında oluşabilecek doku hasarlarında, hasarlı dokuya bir nevi yama yapma imkânı sağlamasıdır. Bu tür gelişmeler, hem uzay teknolojilerinin hem de biyomedikal mühendisliğinin gelecekte sağlık alanında büyük bir devrim yaratabileceğini gösteriyor.
Özellikle kişiselleştirilmiş tıp ve organ yenileme gibi alanlarda bu teknoloji umut vadediyor. Daha öncesinde de, yapay doku üretilmişti, ancak bu üretimi özel kılan durum; ilk “iç destek iskeleti” ne ihtiyaç duymayan doku olmasıdır. Bu teknolojinin dünyada kullanılmasından farklı olarak, dünya kütle çekiminde üretilen ile mikro yerçekiminde üretilen örnek dokular arasında şöyle bir fark var; dünyada üretilen doku, belirli bir formda kalabilmek için “iç destek iskeleti” e ihtiyaç duyuyorken, uzayda üretilen doku, tamamen desteksiz bir şekilde yapısını koruyabiliyor.
İnsanlı Görevler için Koruyucu Yelek
Havacılık alanında çok detaylı tedbirler olduğunu ve sürecin adım adım kontrol edilerek yürütüldüğünü biliyoruz. Özellikle bu bir uzay görevi ise işler tamamen değişiyor. Tarihimize bakarak; Challenger faciası ile hız kazanmak için gri noktaları imha etmemeyi, Columbia faciası ile en küçük parçanın bile birçok kişinin canını alabileceğini öğrendik. Fakat insanlı uzay görevlerinde her adım yolunda gitse bile önünüzde değiştiremeyeceğiniz büyük bir tehlike var; radyasyon.
2022 yılında aya gerçekleştirilen insansız Artemis-1 görevinde; birçok radyasyon dedektörü yer aldı. 2024 yılında bu dedektörlerden alınan veriler değerlendirildi ve gelecekteki insanlı ay görevlerinde; astronotları radyasyondan koruyacak “AstroRad” isimli yeleğin başarı ile kullanılabileceği açıklandı.
Robot Teknolojisinde Rekor Katılım
Birçok öğrenciye ilham olabilecek bir etkinlik olan Kibo Robo-Pro Challenge; 661 takım ve toplam 2.788 başvuru aldı. Katılımcıları arasında, önemli bir network kurmayı ve güzel bir deneyim kazanmayı sağlayan etkinlik, hiç olmadığı kadar başvuru alarak rekor kırdı. Bu etkinlik, sadece katılımcıların robot teknolojileri konusundaki yetkinliklerini artırmalarını sağlamakla kalmayarak, aynı zamanda uzay teknolojilerine olan ilgiyi artırarak, genç nesillerin bu alandaki kariyer hedeflerini şekillendirmelerine yardımcı oldu.
Katılımcılar, robotik tasarım ve programlama konularında becerilerini geliştirerek, gelecekteki uzay görevlerinde kullanılabilecek teknolojilere katkı sağlama fırsatı buldular.
Kaynakça:
1) nasa.gov/missions/station/iss-research/nasas-2024-international-space-station-achievements/
2) nasa.gov/humans-in-space/optical-fiber-production/
3) redwirespace.com/newsroom/redwire-pioneering-biopharma-production-in-space-by-successfullybioprinting-live-human-heart-tissue-and-delivering-second-batch-of-pil-box-pharmaceutical-crystalexperiments/
4) hut.metu.edu.tr/news/industry/columbia-uzay-mekigi-faciasi/

