Avatar gibi filmlerde yoğun olarak yer alan film yapım teknolojisi artık tıp uzmanları tarafından bir araç olarak kullanılıyor.
James Cameron’ın yönettiği ve devamı gelecek olan Avatar filmleri, milyonlarca insanı çeşitli hijyen standartlarına sahip sinema salonlarına doldurarak gişede (iyi bir şekilde) patlama yapıyor.
Film, uzak gezegenlerin ve Na’vi olarak bilinen mavi uzaylıların hikayesini anlatırken bile James Cameron, sinemanın yayın hizmetlerine göre hala nasıl bir avantaja sahip olduğunu da gösterdiğine inanıyor.
Filmde gerçek mavi uzaylılar olmadığı için oyuncuların çoğu, yaptıkları her hareketi kaydedip bir bilgisayara aktaran hareket yakalama kıyafetleri giyiyor.
Ancak videoların yapımında kullanılan teknolojinin, çağdaş tıpta ve hareket kabiliyetini kısıtlayan hastalıkların incelenmesinde ikinci bir yaşamı olduğu ortaya çıktı.
Avatar gibi filmlerde gösterilenler gibi hareket yakalama giysileri, bir kişinin hareketlerini izlemek için kullanılabilir. Bu hareketleri bir yapay zekaya gösterirseniz, vücut hareketlerini analiz edebilir ve bir şeylerin yanlış olup olmadığını makul bir şekilde belirleyebilir.
University College London ve Imperial College London’dan araştırmacılar bunun arkasındaki teknolojiyi yaratmak için on yıl boyunca işbirliği yaptılar.
Friedreich ataksisi ve Duchenne kas distrofisi hastaları üzerinde yapılan araştırmaya göre, hareket yakalama giysileri farklı türde hareket kabiliyetini engelleyen rahatsızlıkları olan kişilere fayda sağlayabilir.
Bir kişinin özgürce ve rahatça hareket etme kabiliyetini bozan çok sayıda farklı hastalık vardır, ancak bu tür bir hastalığı doğru bir şekilde tanımlamak ve teşhis etmek genellikle uzun zaman alır.
Araştırmacılar yaptıkları deneylerde hastalıkları doktorlardan iki kat daha kısa sürede tespit edebildiklerini gördüler.
Teorik olarak, teşhis süresinde önemli bir azalma, hareketlerini kısıtlayan bir durumdan muzdarip olanlar için bir nimet olacaktır, çünkü hastalık ne kadar erken keşfedilirse, o kadar erken tedavi edilebilir.
Ayrıca, klinik deneylerin maliyetini önemli ölçüde düşürebilir ve yeni tedavilerin oluşturulmasına yardımcı olabilir.
Great Ormond Street Çocuk Sağlığı Merkezi’nden Dr. Valeria Ricotti BBC’ye yaptığı açıklamada çalışmanın sonuçlarının kendisini “tamamen şaşırttığını” söyledi.
Ricotti, yeni hastalıkların tanımlanması ve yeni ilaçların yaratılması üzerindeki etkinin “son derece muazzam olabileceğini” söyledi.
Projenin arkasındaki araştırmacılardan biri olan Prof Aldo Faisal, teknolojinin faydalarından birinin de ‘insanların fark edemeyeceği küçük hareketleri tespit etmesi’ olduğunu belirtti.
Kaynak: chimniii.com/news/Science
