Bilim Yayıncılığında İş Bulmak başlığı altında bugün sizlere bu alanda büyük bir özveriyle çalışan bir yayıncıyı tanıtmak ve onun iş arama sürecinde yaşadığı deneyimlerle yazımıza başlamak istiyoruz.
Yazarımız Hannah H. Means, LinkedIn hesabında duygularını şu satırlarla paylaştı:
“Bugün benim için çok özel bir şeyi paylaşıyorum. Physics Today’de çalışırken bunun geçici bir pozisyon olduğunu biliyordum, bu yüzden bir sonraki işimi bulmak için uzun zaman harcadım. Bu süreç, en hafif ifadeyle, oldukça uzun ve zorluydu. İş aramanın gerçekliği konusunda oldukça safmışım; bu kadar çok reddedilmeye hazırlıklı değildim. Bu deneyim üzerine yazmak, içimden uzun zamandır gelen bir istek.”
Bilim Yayıncılığında İş Bulmak
Hannah’nın samimi paylaşımı, bilim yayıncılığı alanında kariyer yapmak isteyen pek çok kişiye ilham verecek türden. İş arama sürecindeki zorlukları açık yüreklilikle dile getirmesi ise bu alandaki görünmeyen gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor.
Şimdi yazımızın içeriğine onun duygularıyla anlatımına geçelim.
İş arama sürecinin ne kadar çok unsuru barındırdığını fark etmeden önce, yalnızca birkaç başvuruyla bir teklif alacağımı düşünüyordum. Oysa şimdi, bu fikri oldukça safça buluyorum.
Kariyer hedeflerimi ilk kez 2024 baharında, fizik alanında lisans diplomamı almadan birkaç ay önce düşünmeye başladım. 2023 yazında Physics Today’de yaptığım staj sayesinde bilimsel iletişim alanının bana uygun olduğunu keşfettim. Mezuniyetime yakın, Physics Today beni geçici bir görev için yeniden davet etti; fakat görev süresi sona erdiğinde hâlâ kalıcı bir iş arayışındaydım.
Mart 2024’te LinkedIn’de ilanlara göz atmaya başladım. Yakındaki üniversitelerdeki STEM programlarında yönetim, yazarlık ve medya koordinasyonu alanlarında pozisyonlara başvurdum. Bazı kurumlar bana gecenin bir yarısı ret e-postası gönderecek kadar “nazikti”, çoğuysa hiç yanıt vermedi.
Yaklaşık bir ay süren araştırma sürecinin ardından bazı pozisyonlar için mülakatlara çağrıldım. Her biri için en az iki saatimi detaylı hazırlıklara ve mülakat provasına ayırdım. “En büyük kusurunuz nedir?” gibi klasik sorulara etkili yanıtlar vermeye çalıştım. Süreç genelde benzerdi: telefon görüşmesi, video mülakatlar ve bazen tamamlamam gereken yazılı bir görev. Bu görevler, hem işin doğasına dair fikir veriyor hem de yeteneklerimi değerlendirme fırsatı sunuyordu.
Ne var ki, birçok görüşmenin ardından reddedildiğimde moralim bozuldu. Takip etmeme rağmen neden elendiğime dair hiçbir açıklama alamadım.
Ağustos ayında, fizik öğrencilerine destek projeleri yürüten bir pozisyon için görüşmeye gittim. Benim için mükemmel bir iş gibi görünüyordu. Ancak ilk görüşmeden sonra, DC bölgesinde yaşamadığım için değerlendirme dışı kaldım. Taşınmak gibi bir planım yoktu.
Endişelenmeye başladım. Ohio’daki konumum, bilim iletişimi alanında çok sayıda fırsat barındırmıyordu. Çoğu ilan New York veya Washington, DC çevresindeydi. Benim için bir iş asla sadece bir iş olmadı; tutkuyla bağlanabileceğim bir şey olmalıydı. Bu konuda da, tıpkı evim gibi, taviz vermek istemedim.
Aylar süren arayış ve 40’tan fazla başvurunun ardından tükenmiş hissediyordum. Çok az mülakat şansı yakalamıştım ve neyi yanlış yaptığımı anlayamıyordum. Yakınlarım bana güvendiğini söylüyor ve piyasanın zorluklarına işaret ediyordu, ama benim için bu açıklamalar yetersizdi.
Bir süreliğine durdum. Sevdiğim insanlarla vakit geçirmeye, her fırsatta dışarı çıkmaya ve sürecin zaman alabileceğini kabul etmeye odaklandım. Bu sakinlik, küçük ama etkili adımlar atmam için bana güç verdi. LinkedIn’de kişisel zorluklarını paylaşanlardan çok şey öğrendim.
Bir işe başvurmanın “doğru” bir yolu olmadığını fark ettim. İşe alım süreçlerinde büyük çelişkiler vardı: bazıları kusursuz bir ön yazı isterken, diğerleri onları tamamen yok sayıyordu. Bazıları işe alım müdürleriyle iletişimi uygun görmezken, bazıları bunun tek etkili yöntem olduğunu savunuyordu.
Bu belirsizlikte, yaygın olarak önerilen stratejilere yöneldim. Özgeçmişimi, günlük görevlerden çok somut başarılarıma odaklanacak şekilde yeniden düzenledim. Örneğin sadece Physics Today’de yazdığımı belirtmek yerine, 100.000’den fazla üyesi olan bir topluluğa düzenli içerikler ürettiğimi vurguladım. Üç farklı kariyer yönelimine özel üç özgeçmiş hazırladım. Yerel ve uzaktan çalışma imkânı olan işlerde tanıdıklarımdan tavsiye almak için bağlantıya geçtim. Yüzeysel değil, gerçekten ilgimi çeken ilanlara başvurmaya başladım.
Bu strateji işe yaradı. Ekim ayında, bir şirketin Web İçerik Koordinatörü arayışı için son aşamaya kadar geldim. Bu işin bana geleceğini hissettim, ancak son anda “daha deneyimli bir aday” seçildiği gerekçesiyle reddedildim. Hayal kırıklığı büyüktü, ama bu seviyeye ulaşmış olmak bile bana özgüven verdi.
Kasım başında, açık erişimli araştırma makalelerini derlemek ve bu süreçte küresel bilim insanlarıyla işbirliği yapmak üzerine bir uzaktan pozisyon ilanı gördüm. Mülakatlar ilerledikçe içimde yeniden o “oldu” hissi belirdi. Araştırmaları anlamak ve başkalarına anlatmak, her zaman keyif aldığım bir şeydi. Bu işe tutkuyla bağlanabileceğimden emindim.
Son mülakatı tamamladıktan sonra olumlu geri bildirimler aldım. Beklerken oldukça gergindim. Ancak birkaç gün sonra, işe alındığım haberi geldiğinde hiç tereddüt etmeden kabul ettim.
Şüphesiz, sekiz aylık süreç boyunca birçok kez kendimi çaresiz hissettim. Ancak bu dönemde gösterdiğim direnç, bana ne kadar güçlü olduğumu gösterdi. Physics Today’de kazandığım deneyimler bu süreçte çok işime yaradı. Röportaj yapma alışkanlığım, mülakatlara uyum sağlamamı kolaylaştırdı. Pes etmeye niyetim yoktu ve sonunda, Ocak ayında yeni görevime başladım.
Kaynak: Physics Today

