Diyelim ki odanızda ders çalışıyorsunuz; ara verip mutfaktan kahve almak istediniz. Tam o sırada kapı çaldı ve bir kurye sipariş verdiğiniz ürünü getirdi. Teşekkür ederek paketi aldınız, paketinizi açarken ayaklarınız sizi mutfağa götürdü.
Mutfağa geldiğinizde elinizde paketinizle kaldınız. Mutfağa neden gelmiştiniz?
Hatırlamaya çalışıyor ama hatırlayamıyor musunuz?
Endişelenecek bir durum yok. Sadece kapı eşiği etkisinin azizliğine uğradınız. Bir odaya girdiğinizde “Ne yapacaktım ben?” diye soruyorsanız bu durum ne hafızanızla ilgili, ne de beyninizle ilgili bir sorundan kaynaklanıyor, sadece bir kapıdan geçip farklı bir odaya girdiğinizde beyninizde zihinsel bir tıkanma oluyor. Beyin yeni girdiği alana uyum sağlamaya çalışırken, eskiyi geriye ittiriyor.
Hepimizi zaman zaman endişelendiren bu durum aslında beynimizin düzgün çalıştığını gösteriyor. Araştırmalara göre; bu durum mekanın farklı bölümüne giderken bir kapıdan geçiyorsanız daha yoğun yaşanıyor. Kapıdan geçmeden yer değişikliği yaptığınızda unutkanlık daha az oluyor. Sanki KAPI beynimizde bir dosyayı kapatıp, yenisini açıyor. Tıpkı yaşam gibi.
Gülseren Buğdaycıoğlu’nun bir sözü ile bitirelim.
“Bir mutluluk kapısı kapandığında diğeri açılır. Ancak biz kapanan kapıya o kadar uzun bakarız ki, bizim için açılmış olan yeni kapıyı göremeyiz”
Tüm fırsat kapılarını görebileceğimiz, eşiklerden cesurca ilerleyebileceğimiz yaşamlarımız olsun.
Kaynak ve Yazar: Seçkin Özay

