17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin yol açtığı hasarlar, Türkiye depremleri tarihindeki en ağır ve en yaygın tahribatın yaşandığı doğal ve toplumsal afetlerden biridir. Marmara bölgesi gibi kentleşme ve sanayileşmenin yoğun ve hızlı olduğu bir bölgede meydana gelen söz konusu deprem, bugüne kadar yaşanan depremlerden çok daha büyük bir toplumsal kaygı ve toplumsal tepki ortamının oluşmasına neden olmuştur.
Bu tepkinin en önemli nedeni ise yaşanan deprem sonucunda ortaya çıkan hasarın, can ve mal kayıplarının büyük olmasıdır. Marmara Depremi sonrası yaşanılanlar özelinde Türk medyasında deprem algısını irdeleyen bu çalışma, konu hakkında gazetelerde yer alan haberlerin içerik analizine dayanmaktadır. Türkiye gibi deprem kuşakları üzerinde bulunan bir coğrafyada, medya ve deprem ilişkisi; deprem sonrası ortaya çıkan sosyal belirsizlik ve sosyal refleksler üzerinden değerlendirilmekte ve toplumsal işleyişin bilinç düzeyi açığa çıkarılmaya çalışılmaktadır.
Marmara Depreminin Ortaya Çıkardıkları
Depremin ortaya çıkarmış olduğu diğer bir husus vatandaşlar arasında birlik ve beraberlik algısını güçlendirici özellikler taşımasıdır. Hayırseverlik ve yardımlaşma üzerinden ilerletilen bu çabanın sivil bir girişim özelliği taşıması da toplumsal insani dayanışma bağlarının güçlülüğüyle ifade edilebilir. Özellikle Akut gibi sivil toplum örgütlerinin varlığı ve çalışmaları önemli gelişmeler olarak yer almaktadır (Mahruki, 2008:4). Sivil girişimlerin toplumsal ihtiyaçlar ve beklentiler noktasında daha reel politik uygulamalara yapacağı katkılar tartışılmazdır. Zira devlet kurumlarının böyle büyük bir yıkımdaki desteğini yine insan faktörü olarak vatandaşlar yürütmekte ve sahiplenmektedir.
Sivil girişimlerin birey devlet ilişkilerini güçlendirici ortak sahiplenmelere yol açıcı tarzda ilerletilmesi bu bağlamda önemsenmelidir.
Farklı bir bakışla, depremin yol açtığı diğer bir algı, dünya insanları arasındaki yardımlaşma, destek ve soruna birlikte yardımcı olabilme çabasıdır. Nitekim Türk Kurtarma Ekipleri yanında yabancı ülkelerden gelen kurtarma ekipleri ve maddi yardımlar, evrensel kültüre yapılmış olumlu katkılar olarak düşünülebilir. Bu tip yardımlaşmaların dünya barışına katkı sağlayacağı, insanın merkeze alındığı ve uluslar arasındaki önyargıların eritilmesinde önemli olduğu söylenebilir.
Depremleri Önlemek İçin Bilinç Düzeyi
Sonuç olarak araştırmanın verileri, Marmara Depremi sonrasında Türk medyasının deprem karşında ortaya koymuş olduğu sosyal refleksleri yansıtması açısından önemlidir. Diğer önemli bir nokta söz konusu depremin, yeni tartışma alanları başlatmış olmasıdır. Özellikle Marmara Depreminin yıkıcılığına karşın, Türk toplumunun deprem karşısındaki algısını yeni bir sorgulama sürecine ittiği ve bilinçlilik düzeyinin yükselmesine katkı yaptığı söylenebilir. Bununla birlikte Marmara Depremi sonrasında toplum ve deprem konusunda somut olarak ne gibi düzenlemeler yapıldığı tartışılabilir görünmektedir. Bu nedenle insan/mekan ilişkisinin gözden geçirilmesine, proje üretebilme ve sonuçlarını izlemenin gerekliliğine, çevreyle olan ilişkilerimizin bir kültür ve varoluş sorunu olduğunun içselleştirmesine ihtiyaç vardır. Zira mekan insan, insanda mekandır.
Kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/70116

