– İklim felaketinin daha da kötüleştirdiği küresel hava kalitesinin eksilmesi sorunu, hem insan sağlığı hem de çevre için ciddi bir risk oluşturuyor.
– Uluslararası Temiz Hava Günü’nü kutladığımız şu günlerde BM, ortak sorumlulukların, uluslararası işbirliklerinin ve yatırımların her zamankinden daha önemli olduğunu ilan ediyor.
– Aşağıda listelenen dört UpLink yenilikçisi nefes almamızı kolaylaştırmak istiyor.
Küresel ısınmanın sonuçları, insan sağlığını ve ekosistemi tehlikeye atıyor ve hava kalitesindeki düşüşü hızlandırıyor. Dünya nüfusunun yaklaşık %99’unun kirli hava soluduğunu iddia eden Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl dünya çapında yaklaşık 7 milyon insan iç ve dış mekan hava kirliliği nedeniyle erken ölüyor.
“Temiz Hava için Birlikte” temasıyla Birleşmiş Milletler’in (BM) dördüncü Uluslararası Temiz Hava Günü’nü kutlayan örgüt, hava kirliliğiyle mücadelede uluslararası işbirliği, mali destek ve ortak sorumluluk ihtiyacının hiç bu kadar kritik olmadığını belirtiyor.
Hem yeryüzündeki varlığımızın devamı hem de iklim sorununu durdurma çabaları açısından ağaçlar yaşamsal önem taşımaktadır. Ağaçlar sıcaklıkları düşürmenin, toprağın sağlığını korumanın ve hayvan yaşamının sürdürülmesine yardımcı olmanın yanı sıra milyarlarca ton karbondioksiti de atmosferden uzaklaştırmaktadır.
Hava Kirliliğinde Güncel Durum:
En son yayınlanan Hava Kalitesi Yaşam Endeksi (AQLI) yıllık güncellemesi, hava kirliliğiyle ilişkili sağlık riskleri hakkında çarpıcı istatistikler sunmaktadır. İnsan sağlığına yönelik en büyük tehlikeyi oluşturan hava kirliliği, ortalama bir insanın ömrünü 2,3 yıl kısaltmakta ve yaşam beklentisi üzerinde sigara kullanımına benzer bir etki yaratmaktadır.
AQLI’ye göre, küresel kirlilik tablosu, çoğunlukla kirliliği azaltmaya yönelik eşit olmayan fırsatlar nedeniyle bölgeden bölgeye değişmektedir. Bu yaz Avrupa, Kanada ve ABD’de yaşanan orman yangınları haberlere konu olsa da, dünyanın diğer bölgelerinde de sıklıkla yüksek miktarda kirlilik yaşanıyor.
Araştırma, kirliliğin dünya yaşamı üzerindeki etkisinin dörtte üçünü sadece altı ülkenin oluşturduğunu iddia ediyor : Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Çin, Nijerya ve Endonezya.
AQLI raporuna göre hava kirliliği ile mücadeleye ayrılan hayırsever fonlarının Afrika geneline ayrılan payı yalnızca 300,000 doların altında iken Çin ve Hindistan dışında kalan Asya ülkelerine 1,4 milyon dolar, Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’ya ise 34 Milyon dolar fon dağıtılıyor.
Dünyanın havası en kirli iki şehri Hindistan ve Pakistan’da yer almaktadır.
Dünya üzerinde felç kaynaklı ölümlerinin üçte biri hava kirliliğinden kaynaklanmaktadır.
Hava kirliliğinin sağlığımız üzerinde ciddi bir etkisi vardır çünkü mikroskobik, görünmez partiküllerin akciğerlerimiz, kan dolaşımımız ve vücudumuz yoluyla vücudumuza girmesine neden olur. BM’ye göre bu kirleticiler kalp krizlerinin yaklaşık üçte birinden, felç, akciğer kanseri ve kronik solunum yolu hastalıkları ölümlerinin ise dörtte birinden sorumludur.
Ayrıca, farklı kirleticilerin güneş ışığı ile etkileşime girmesiyle oluşan yer seviyesindeki ozon, astım ve diğer kronik solunum rahatsızlıklarını daha da kötüleştirmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, bu yük orantısız bir şekilde kadınlar, çocuklar ve yaşlılar üzerinde dağılmaktadır. Bu durum, gazyağı, odun, kömür yakıtlı pişirme ve ısıtmadan kaynaklanan iç ve dış ortam hava kirliliğine maruz kalmanın bir sonucudur.
Dünya Ekonomik Forumu hava kirliliğine karşı ne gibi önlemler alıyor?
Karbon dioksitten sonra küresel sera etkisine en çok katkıyı yapan karbon, metan ve troposferi ozon gibi kısa ömürlü iklim kirleticileri (SLCP) iklim için ikili bir tehdit oluşturmakta, hem insan sağlığını hem de gezegenin hızlı ısınma kapasitesini etkilemektedir. Havada birkaç günden birkaç on yıla kadar çeşitli sürelerde kalırlar. SLCP’lerin yüksek seviyelerde bulunduğu yerlerde yaşayan kişiler için, bunları azaltmak sağlıkları ve çevre için anında avantajlar sağlayabilir.
Havanın temizlenmesinin en büyük yardımcıları ağaçlardır:
BM’ye göre hava kirliliği, yerel, ulusal, bölgesel ve uluslararası paydaşların koordineli bir şekilde harekete geçmesini gerektiren sınırları aşan bir sorundur. Hava kirliliğiyle etkin bir şekilde mücadele etmek için hükümetler işletmeleri, sivil toplumu ve bireyleri sınırlar ve sektörler ötesinde birlikte çalışmaya teşvik etmektedir.
Ormanlar, fotosentez süreci yoluyla havadaki karbondioksitin uzaklaştırılmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Ağaçlar, iklim değişikliğinden sorumlu birincil sera gazı olan karbondioksiti emer ve insanların hayatta kalması için hayati bir unsur olan oksijeni serbest bırakır. Bu doğal karbon tutma işlemi, hava kirliliğinin zararlı etkilerinin azaltılmasına yardımcı olarak daha temiz bir hava ve daha sağlıklı bir çevreye katkıda bulunur.
Bununla birlikte, ormansızlaşma kritik bir endişe kaynağı olmaya devam etmekte ve küresel olarak her yıl yaklaşık 10 milyon hektar (100.000 km2) orman kaybedilmektedir. Dünya Ekonomik Forumu, 2020 yılında biyolojik çeşitliliği yeniden tesis etmek ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olmak amacıyla dünya çapında 1 trilyon ağaç yetiştirmek, restore etmek ve korumak için küresel bir girişim başlattı. “1t.org” projesi hükümetleri, sivil toplum kuruluşlarını, işletmeleri ve bireyleri “kitlesel ölçekte bir doğa restorasyonunda” birleştirmeyi amaçlıyor.
Forum’un Uplink platformundan aşağıdaki dört yenilikçi, tüm dünyada hava kalitesini artırmaya odaklanıyor.
Acacia Eco – Hindistan’a ağaçlarını geri vermek
“Ormanları gerçekten önemsiyoruz. Tüm cevaplara sahip değiliz, ancak ne yapmamız gerektiğini biliyoruz: bir fark yaratmak için yeterince ağaç dikmek” diyor Acacia Eco’nun kurucuları.
Şirket bugüne kadar 91 kent ormanına 825.000’den fazla ağaç dikerek 36,4 hektardan (364.000m2) fazla alanı rehabilite etti. Bunu okullar, fabrikalar ve topluluk arazileri gibi kentsel alanlara ağaç dikerek gerçekleştiriyor.
Şirket bunu yaparken Japon bir botanikçi olan Dr. Akira Miyawaki tarafından geliştirilen Miyawaki tekniğini kullanmaktadır. Bu yönteme göre yağmurlardan kaynaklanan üst toprak erozyonunu önlemek için ağaçların birbirine yakın yetiştirilmesi gerekiyor. İki yıl içinde kendi kendine yetebilen ve hızla genişleyen kent ormanlarının kurulmasına yardımcı olabilen bu yöntem en zorlu toprak ve iklim koşullarında başarıyla kullanılmıştır.
Hindistan, 2030 yılına kadar orman örtüsünü şu anki %25 seviyesinden %33’e çıkarma sözü vermiştir.
SUGi – bağışçıları ve orman üreticilerini bir araya getiriyor
SUGi platformu, fon sağlayıcıları dünyanın dört bir yanında ekosistemleri yeniden kuran Orman Yapıcıları ve Okyanus Bahçıvanları gruplarıyla buluşturuyor. Halihazırda Kamerun, Birleşik Krallık, ABD ve Avustralya’dakiler de dahil olmak üzere dünya genelinde 160 küçük orman bulunuyor. Şirket, Mayıs 2019’da Lübnan’ın Beyrut kentindeki ilk cep ormanına sponsor oldu.
Bu Miyawaki mini ormanları Akdeniz, yarı kurak, nemli tropikal ve ılıman okyanus gibi çeşitli iklim koşullarında yetişiyor. 2022 itibariyle 237.411 bitki ve 93.905 m2 toplam dikili orman bulunmaktadır.
Ayrıca, 2019 ve 2021 yılları arasında 396,3 m2 olan münferit ormanların geçen yılki ortalaması 661,3 m2’ye yükselmiştir.
Bağışçılar tek seferlik ödemeler yapabiliyor ya da 5 dolar gibi düşük bir ücret karşılığında düzenli olarak bağışta bulunabiliyor.
Earthwatch Europe – Birleşik Krallık’ta mini ormanlardan oluşan bir ağın oluşturulması projesi
Earthwatch Europe üç yıl önce Witney, Oxford’da Birleşik Krallık’taki ilk Küçük Ormanı kurdu. Şu anda Birleşik Krallık genelinde bu kentsel vahalardan 200’den fazla üretilmiştir.
Miyawaki (Minik Orman) tekniğini kullanan küçük ormanlar yoğun, hızlı büyüyen yerli ağaçlardan oluşuyor. Earthwatch’a göre, doğaya en çok ihtiyaç duyulan metropol bölgelerinde ideal alanlar buluyor ve ardından ormanları dikmek, bakımını yapmak ve nihayetinde izlemek için yerel topluluklarla birlikte çalışıyor.
2022 yılında 80 Minik Orman, yaklaşık 3.500 vatandaş bilim insanının katılımıyla gönüllüler tarafından gözlemlendi. Bu kişiler, Tree Keeper programının ülke çapındaki ağından gönüllülerin yanı sıra yerel sakinler, öğrenciler ve yerel şirketlerin çalışanlarından oluşuyordu.
Şirket, diktiği her orman için, zaman içinde diğer ormanlarla kıyaslayabilmek sundukları faydaları değerlendirebilmeye yardımcı olacak çevresel ve sosyal veriler topluyor. Earthwatch’a göre, ormanlar çevreyle bağlantı hissi yaratıyor ve iklim felaketinin halk tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.
Urban Reef’ten 3D baskılı canlı peyzajlar
Urban Reef, kentsel alanlarda biyolojik çeşitliliği artırmak için miselyum, nehir taraması, deniz kabukları ve kil gibi canlı maddelerden oluşan 3D baskılı heykeller veya kentsel mobilyalar gibi “resifler” geliştiren Hollandalı bir girişimdir.
Suyu emme yetenekleri ve farklı mikro iklimleri bir arada barındırabilme yetenekleri sayesinde şehirlerde yaşayabilen geniş bir bitki, böcek ve hayvan çeşitliliği oluşmasına yardımcı oluyor.
Kurucular, çevremizle barış içinde yaşamak için vahşi doğaya ve doğaya hem fiziksel olarak hem de düşüncelerimizde daha fazla alan sunmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bunun ışığında, şehirleri yaşayan peyzajlar olarak görüyoruz diyorlar.


